• Anasayfa
  • Favorilere Ekle
  • Site Haritası

Neslihan Kayhan ve Fahrettin Kayhan Avukatlık Bürosu

Anasayfa

Doktrinde hâkim; ceza muhakemesinde yargılama faaliyetini yürüten kişi, iddia ve savunma makamlarının görüşlerinin bir sentezini yaparak maddi gerçeğe ulaşıp, maddi gerçeğe hukuk kurallarını uygulayarak hüküm kuran kişi , uyuşmazlık hakkında iddia ve savunma ışığında karar veren kişi olarak tanımlanmıştır.
01.10.2019
Türkiye Barolar Birliği, yargı reformunu birer cümlelik maddeler halinde avukatlara anlatmak amacıyla "Yargı Reformu Strateji Belgesi Neler Getiriyor?" başlıklı bir broşür yayınlamış. Broşürün 19. maddesinde "asliye ceza mahkemelerinde duruşma savcısı uygulaması geri geliyor" deniliyor.
27.09.2019
Ceza Muhakemesi Kanununda "dosya" sözcüğü yirmi sekiz ayrı maddede geçmektedir. Bu maddelerin sekizi dosyanın bir yerden başka bir yere gönderilmesi, dört tanesi bir belgenin dosyaya konulmasıyla ilgilidir. "Dosyanın incelenmesi"yle ilgili ise sadece üç madde bulunmaktadır. Bu maddelerde geçen "dosya" sözcüğü, dosya gömleği denilen karton muhafaza içinde somut bir uyuşmazlıkla ilgili tüm fiziki evrakların toplanmış halini ifade etmektedir. CMK'nun 308/A maddesi hariç diğer tüm maddeler, bu fizikî dosyadan bahsetmektedir. Anılan madde ise UYAP'ta kayıtlı e-dosyadan söz ediyor. Bu yazımızın konusunu fiziki dosyalar oluşturmaktadır.
23.09.2019
Ceza mahkemelerinde müdafi olarak katıldığımız duruşmalarda davadaki statümüz konusunda sık sık yaşadığımız terim tartışması nedeniyle bu konuda bir yazı yazmak niyetindeydim. Zira Müdafi, olarak duruşma zabıtlarına "sanık vekili" yazılmaması gerektiğine, davadaki hukuk statümün "müdafi" olduğuna hâkimleri çoğu kez ikna etmekte başarısız oluyordum. Ancak, Dr. Suat Çalışkan'ın "Hukuki Haber" adlı internet sitesinde 21 Eylül 2019 tarihinde yayımlanan "Müdafii ile Mağdurun Kanuni Temsilcisinin İradelerinin Çelişmesi" başlıklı makalesi ile karşılaşınca bu konuda yazma planımı daha fazla geciktirmeme kararı aldım. Zira makalenin sahibi doktora yapmış bir Cumhuriyet Savcısıydı. Başlıktaki yönlendirme nedeniyle yazıyı anlamak için iki defa okumak zahmetine katlanmak zorunda kaldım. Zira karşınızda dört kitap ve sayısız makale yayımlamış doktora yapmış bir cumhuriyet savcısı var ise, hatalı olduğunu düşünme konusunda ister istemez duraksıyorsunuz.
21.09.2019
Hukuk doktrininde, "karar incelemesi," "içtihat eleştirisi," vb. türünden bilimsel yazı geleneği vardır. Bu yazılar hukuk uygulamasını verilmiş mahkeme kararları üzerinden inceler ve değerlendirir. Bu yazıların konusu yargılama süreci sonucuna ortaya çıkan ve adına "karar" ya da "içtihat" denilen ürünlerdir. Bir davanın "yargılama sürecini" inceleyen makale bulmak neredeyse imkânsızdır.
19.09.2019
Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi Genel Kamu Hukuku Anabilim dalı öğretim üyesi Doç. Dr. Bülent ALGAN, 8.8.2019 tarihinde Twitter hesabından şöyle bir paylaşımda bulunarak müdafi etiği ilgili ilginç bir tartışmayı başlattı: Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi Genel Kamu Hukuku Anabilim dalı öğretim üyesi Doç. Dr. Bülent ALGAN, 8.8.2019 tarihinde Twitter hesabından şöyle bir paylaşımda bulunarak müdafi etiği ilgili ilginç bir tartışmayı başlattı: "Müvekkili daha az ceza alsın diye kendince "akıl verip" yalan ifade verdirten ve böyle kazandığı paraları çoluk çocuğuna yedirtenlere ne demeli bilmiyorum."
30.08.2019
Ümit Kocasakal, Adnan Oktar örgütü davasında her hangi bir sanığının müdafiliğini üstlenmemiş olmasına, sadece müdafi ve sanık haklarına ilişkin bilimsel mütalaa vermiş olmasına karşın sanki müdafilik üstlenmiş gibi kendi mahallesi tarafından toplumsal linçe maruz kalmıştır. Toplumsal infial yaratan bir başka davada müdafilik üstlenen avukat Metin Feyzioğlu'dur. Münevver Karabulut davasında Nida Garipoğlu'nun müdafiliğini üstlenen Metin Feyzioğlu, bu davdaki müdafiliği nedeniyle aradan 10 yılı aşkın zaman geçmesine karşın halen hatırlanmakta ve kınanmaktadır. Kocasakalı eleştiren bazı twitlerde, Karabulut davasına da atıf yapılarak Ümit Kocasakal, Metin Feyzioğlu ile birlikte eleştirilmektedir.
23.08.2019
Sabah Gazetesinin 9 Ağustos 2019 tarihli sayısında "Kocasakal Oktar’ın sağ koluna ‘bilimsel görüş’ bildirmiş!" başlığı ile bir haber çıktı. Haberin özetini içeren alt başlığında şu cümleler yer alıyor:
20.08.2019
Twiterda Av. Prof Dr. Talat Canpolat tarafından şöyle bir paylaşım yapıldı: Hukuk devleti için çocuk gelinler kadar "çocuk avukat/Hakim/Savcıları da konuşmalıyız. Bu meslekler bilginin yanında tecrübeyi de gerektirir. 23-24 yaşında icra edilmez. (13 Mayıs 2019, saat19)
21.08.2019
BİZ HUKUKÇULAR “statü” ve “rol” denildiği zaman; Anayasa, yasa, tüzük vs. hukuk kaynaklarında tanımlanmış insan davranışlarına yönelik düzenlemeleri anlarız. Hukuk, belli yasal statüleri elde etmiş kişilere hak ve yükümlüklerden oluşan bir rol tanımı yapar ve bu statüdeki kişilerden bu rolleri normlara uygun olarak oynamalarını emreder. Bu anlamda “avukatlık statüsü” ve bu statüyü elde etmiş kişilerin oynayacağı hukuksal roller, Avukatlık Kanununda, meslek kurallarında ve muhakeme hukuklarında düzenlenmiştir. Bu düzenlemeler, yasa koyucunun Avukattan beklediği “normatif rol beklentilerdir”.
29.08.2016
Mesleğe başladığım yıllarda kıdemli avukatlardan sıkça duyduğum, bana ilk duyduğumda saçma gelen bir söz vardı: “avukatın tek düşmanı müvekkilidir”. Bu sözün arkasından mutlaka bu önermeyi doğrulayan korkunç bir-iki meslek anısı anlatılırdı. Bu sözü, yaşadığım olumsuz deneyimlerin desteklemesiyle, ben de bir süre otomatik olarak tekrar edegeldim. Konferanslarımda ve staj seminerlerinde stajyerlere ve meslektaşlarıma, benden öncekilerin bana öğrettiği gibi “avukatın tek düşmanı vardır: o da müvekkilidir” cümlesini kurduktan sonra yaşadığım olumsuz ve can yakıcı birkaç deneyimi ekledim. Ama bu paradoksal söz, sayısız gerçek olaylara dayansa da, ilk duyduğumdan bugüne kadar beni hep rahatsız etmiştir.
26.08.2016
Tüm hukuk sistemlerinde pozitif hukukun kaynakları, kanun hukuku, yargısal içtihat hukuku, bilimsel içtihat hukuku, örf ve adet hukuku ve hakkaniyet hukukundan ibarettir. Ancak her hukuk sistemi , bu kaynaklara farklı değerler vererek kendine özgü bir normlar hiyerarşisi oluşturur. Bir hukuk sisteminin pozitif kaynaklar indeksi ve hukukun kaynakları arasında oluşturduğu hiyerarşi , o hukuk sistemine kişiliğini ve orijinalitesini verir.
10.09.2016
Türkiye Barolar Birliği’nin web sayfasında yayınlanan duyuruya göre, avukatlık kimlikleri değişecek. Yeni avukatlık kimlikleri; temaslı smart çip, temassız smart çip ve hi-co manyetik şerit barındıran üzerinde TBB tarafından onaylanmış hologram ve diğer görsel güvenlik araçları bulunan dual interfaces barındıran bir kimlik verilecek biz avukatlara… Peki bu ileri teknoloji ürünü yeni kimlikler, avukatların kimlik sorununu çözecek mi? Buradaki “kimlik” kavramını, avukatın avukat olduğunu kanıtlamaya yarayan belgenin kurumlarca tanınması anlamında kullandığımız kadar, avukatın sistem içindeki hukuksal statü ve rollerinin kişi ve kurumlar tarafından tanınması ve benimsenmesi anlamında da kullanıyoruz. Zira Avukatın sosyal statüsü ve rollerinin kurumlarca –öncelikle yargı organları tarafından- tanınması ile avukatlık kimlik belgesinin tanınması arasında yakın ilişki olduğunu düşünüyorum.
26.08.2016
A. Etkileşim Mekânı Olarak Duruşma Salonu Bir ceza davasında duruşmanın nasıl yapılacağı Ceza Muhakemeleri Kanunun üçüncü kitabında açıklanmıştır. Ancak duruşmanın, nerede yapılacağına ilişkin kanunda açık bir hüküm bulunmamaktadır. Kanunu bütün olarak inceldiğimizde 54, 68, 183, 191, 204 ve 208. Maddelerinde “duruşma salonu” ibaresinin kullanıldığını, 200.maddesinde “mahkeme salonu” ibaresinin kullanıldığını 203. Maddesinde ise “salon” tabirinin kullanıldığını görmekteyiz.
08.02.2019
DURUŞMADA ETKİLEŞİM RİTÜELLERİ (II) Diyarbakır 8. Asliye Ceza Mahkemesi 2018/223E. sayılı davanın 14.2.2019 tarihli celsesinde verilen ara kararı:
15.02.2019
Son zamanlarda duruşma salonlarının kapılarında duruşmaya katılanlar tarafından uyulması istenen duyurular görmekteyiz. Bunlar, “silahla girilmez” veya cep telefonu ile konuşmak yasaktır “ gibi kısa metinler olabildiği gibi, ayrıntılı da olabiliyor. Tweeter’da paylaşılan konumuzla ilgili iduyuru incelenmeyi hak ediyor.
15.02.2019
Avukat Murat YILMAZ, tweeter hesabından Prof. Dr. Mustafa Ruhan Erdem’den naklen şu paylaşımı yapmış: “İddia tanığı,” “savunma tanığı” diye bir ayırım, bizim ceza muhakemesi sistemimizde mevcut değildir. Bir tarafınızdan uydurmayın. Tanık, kim tarafından ve hangi aşamada davet Edildiğinden bağımsız olarak gerçeğe uygun ifade vermek zorundadır. – (Prof. Dr. Mustafa Ruhan Erdem” (14 Şubat 2019 Av.Murat YILMAZ, Tweeter paylaşımı)
16.02.2019
“Bu ülkede iki yüz yıldır hukukçu yetişmemiştir. Torunlarımız arasından hukukçu çıkacağı da meçhuldür.” Prof.Dr.İlber Ortaylı
09.03.2019
Nihayet bir Ağır Ceza Mahkemesinde bir ara kararı alabildik. Doğrudan soru yöneltmeyle ilgili taleplerimiz, sorularımızı ağız dalaşıyla bastırmayan bir Mahkeme bulduk. Hakim dostlarımız şunu bilmeliler: mevzuata yeni kazandırılan bir müessesede bir avukatın amacı o konuyla ilgili doğru veya yanlış (müsessese yeniyse talebin hatalı olma ihtimali daha yüksek ) bir talepte bulunmak, doğru veya yanlış (müesese yeniyse kararın hatalı olma ihtimali daha yüksek) bir “mahkeme kararı” alabilmektir. Böylece (1) hatalı talep ve kararları çabuk tüketir, doğruyu daha çubuk buluruz (2) Elimizde üzerinde düşünüp tartışacağımız bir karar olur.
10.03.2019
Ceza muhakemesi hukukuyla az çok ilgilenmiş herkes yazının başlığına şiddetle itiraz edecek ve haklı olarak beni bilgisizlikle suçlayacaktır. Bu başlığa hukuk fakültelerinde ezberletilen ve yeni açıklanan Yargı Reformu Strateji Belgesindeki kelimesi kelimesine şu argümanlarla karşı çıkacaklardır:
30.07.2019
 1 
Aktif Ziyaretçi1
Bugün Toplam9
Toplam Ziyaret29175