• Anasayfa
  • Favorilere Ekle
  • Site Haritası

Avukat Fahrettin KAYHAN

Anasayfa

eza muhakemesinde savunma, artık tek boyutlu bir faaliyet olarak kavranamaz. Uygulamada giderek belirginleşen dosya merkezlilik, prematüre kanaat ve kesintili duruşma pratiği savunmayı statik bir pozisyondan çıkararak dinamik ve bağlama duyarlı bir konumlanma zorunluluğu ile karşı karşıya bırakmaktadır.
19.03.2026
HİBRİT KOPUŞ SAVUNMASI PERSPEKTİFİNDEN SANIĞIN SORGUSU Sorgu, yalnızca gerçeği arama yöntemi değildir; aynı zamanda kimin konuşacağını, nasıl konuşacağını ve hangi sesin duyulacağını belirleyen bir iktidar tekniğidir. Öz Bu makalede, ceza muhakemesinde sanığın sorgusu hibrit kopuş savunması perspektifinden analiz edilmektedir. Türk Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 147, 191, 192 ve 201. maddeleri birlikte değerlendirildiğinde, sanığın sorgusuna ilişkin normatif çerçevenin savunmayı aktif bir özne olarak konumlandırdığı görülmektedir. Ancak uygulamada bu yapı, büyük ölçüde hâkim merkezli bir modele dönüşmekte; sorgu, savunma üretim alanı olmaktan çıkarak kanaat pekiştirme ve zaman zaman ikrar üretme mekanizmasına evrilmektedir. Makalede ayrıca, sorgunun yöntemi ve sınırlarına ilişkin açık bir düzenlemenin bulunmaması nedeniyle ortaya çıkan normatif boşluk incelenmekte; bu durumun sorguyu öngörülemez ve denetlenemez bir alana dönüştürdüğü ortaya konulmaktadır.
19.03.2026
Bu makalede, ceza muhakemesinde tanığın dinlenmesi süreci hibrit kopuş savunması perspektifinden analiz edilmektedir. CMK’nın 52, 58, 59, 192 ve 201. maddeleri birlikte değerlendirildiğinde, tanık beyanının doğrudanlık, bağımsızlık ve denetlenebilirlik ilkeleri üzerine kurulduğu görülmektedir. Ancak uygulamada bu yapı, hâkim merkezli duruşma pratiği, tanık anlatısının kesilmesi, doğrudan soru hakkının sınırlandırılması ve normatif belirsizlikler nedeniyle önemli ölçüde dönüşmektedir. Tanık beyanı, çoğu zaman etkin bir sorguya tabi tutulmadan kanaat üretim sürecinin bir parçası haline gelmektedir. Makalede bu dönüşüm analiz edilmekte, Anglo-Amerikan sistemi ile karşılaştırma yapılmakta ve hibrit kopuş savunmasının geliştirdiği stratejik müdahale teknikleri ile “dürüst sorgu ilkesi” önerilmektedir.
19.03.2026
Bu makale, Türk ceza muhakemesi pratiğinde duruşmanın fiilî işleyişi ile normatif düzenleme arasındaki kopuşu, özellikle CMK’nın 215. maddesi üzerinden analiz etmektedir. Çalışmada, delillerin duruşmada gerçekten tartışılmadığı, savunmanın çoğu zaman etkisizleştirildiği ve kararların savunma dinlenmeden oluştuğu uygulama sorunları ele alınmaktadır. Bu bağlamda “hibrit kopuş savunması” modeli geliştirilerek, savunmanın sistem içinde kalarak mikro müdahaleler yoluyla yargılamaya nasıl etki edebileceği ortaya konulmaktadır. CMK 192, 215, 217 ve 33 maddeleri birlikte değerlendirilerek, mikro müdahalenin yalnızca bir hak değil, aynı zamanda yargılamanın çelişmeli yapısını koruyan zorunlu bir mekanizma olduğu ileri sürülmektedir. Makale ayrıca Türk uygulaması için somut reform önerileri sunmaktadır.
19.03.2026
Ceza yargılamasında reddi hâkim kurumu, klasik öğretide çoğunlukla teknik bir usul güvencesi olarak ele alınmaktadır. Bu yaklaşım, kurumun normatif işlevini açıklamakla birlikte, uygulamadaki gerçek etkisini tam olarak yansıtmaktan uzaktır. Zira pratikte reddi hâkim, yalnızca tarafsızlığı sağlamaya yönelik bir araç değil; aynı zamanda savunmanın yargılamaya müdahale kapasitesini ortaya koyan kritik bir eşik mekanizmasıdır.
18.03.2026
Bu çalışma, Türk ceza muhakemesi sisteminde Sulh Ceza Hâkimliklerinin ontolojik dönüşümünü incelemekte ve bu dönüşümün savunma üzerindeki etkilerini analiz etmektedir. Klasik ceza muhakemesinde öngörülen dışsal ve tarafsız hâkim modelinden farklı olarak, bu hâkimliklerin hâkimi soruşturma sürecine içkin bir aktöre dönüştüren hibrit bir yapı sergilediği ileri sürülmektedir.
18.03.2026
Bu çalışma, ceza muhakemesi kanununun yalnızca normatif bir metin olarak değil, savunma pratiği içinde stratejik bir araç olarak nasıl okunması gerektiğini hibrit kopuş savunması perspektifiyle incelemektedir.
17.03.2026
Bu çalışmada savunma avukatlığında psikolojik dayanıklılık, ikincil travma ve mesleki tükenme kavramları bütüncül bir çerçevede ele alınmakta; bu üç olgunun birbirinden bağımsız değil, karşılıklı etkileşim içinde olduğu ileri sürülmektedir. Psikolojik dayanıklılık, bu süreçte yıkıcı etkileri dengeleyen kurucu bir kapasite olarak değerlendirilmiştir. Ayrıca çalışmada, savunmanın ekonomik kırılganlığının bu dinamikleri derinleştiren yapısal bir faktör olduğu ortaya konulmuş ve savunma pratiğinde bu riskleri azaltmaya yönelik koruyucu ve onarıcı stratejiler geliştirilmiştir.
17.03.2026
Savunmanın İnsanî Boyutu: Ceza Savunmasında Arketipler, Gölge Arketipler ve Mesleki Öz Farkındalık Bu makale ceza savunması pratiğini savunma avukatının mesleki davranış kalıpları üzerinden incelemeyi amaçlamaktadır. Ceza savunması çoğu zaman teknik bir hukuk pratiği olarak ele alınmakla birlikte, mahkeme salonunda gerçekleşen süreçler yalnızca hukuki normlarla açıklanamayacak kadar karmaşık psikolojik ve sosyal dinamikler içermektedir. Bu nedenle savunma pratiğini anlamak için hukuk disiplininin yanı sıra psikoloji, retorik ve dramaturji perspektiflerinden de yararlanmak gerekmektedir.
16.03.2026
Ceza yargılaması çoğu zaman yalnızca hukuki normların uygulanması olarak tasvir edilir. Oysa duruşma pratiği incelendiğinde ceza yargılamasının aynı zamanda bir ikna süreci olduğu görülür. Savcı bir olay anlatısı kurar, savunma bu anlatıyı tartışır ve mahkeme bu anlatılar arasında veya daha farklı bir kanaat oluşturur. Bu nedenle savunma faaliyetinin merkezinde retorik yer alır.
16.03.2026
Ceza yargılamasında deliller davanın temelini oluşturur. Bununla birlikte deliller çoğu zaman yalnızca teknik veriler olarak ele alınmakta ve delil değerlendirmesinin psikolojik ve anlatısal boyutları yeterince dikkate alınmamaktadır. Modern delil teorisi, delillerin çoğu zaman yorum süreçleri içinde anlam kazandığını ve ceza yargılamasında delil tartışmasının aynı zamanda bir anlatı rekabeti olduğunu göstermektedir. Savcılık çoğu zaman delilleri belirli bir suç anlatısı içinde sunarken savunma bu anlatının yapısını sorgular ve delillerin farklı yorumlara açık olduğunu ortaya koyar.
14.03.2026
Savunmanın Ontolojisi: Ceza Yargılamasında Varlık Sorunu Ceza yargılamasında savunma genellikle bir hak, bir mesleki faaliyet veya bir prosedür unsuru olarak ele alınır. Oysa savunma yalnızca normatif bir hak değil, aynı zamanda ontolojik bir konumdur. Savunma, ceza yargılamasının varlık yapısında belirli bir rolü yerine getiren, sistemin epistemolojik dengesini sağlayan ve hakikat iddiasını sınayan bir aktördür.
14.03.2026
Ceza yargılaması çoğu zaman hukuki normların uygulanmasına indirgenen teknik bir süreç olarak görülür. Oysa mahkeme salonu aynı zamanda yoğun psikolojik, sosyal ve performatif etkileşimlerin gerçekleştiği bir iletişim alanıdır. Hâkim, savcı, avukat ve diğer yargılama aktörleri arasındaki iletişim biçimi yargısal kanaatin oluşumunu önemli ölçüde etkileyebilir. Bu makalede mahkeme salonundaki iletişim dinamikleri Eric Berne’nin Transaksiyonel Analiz yaklaşımı, Erving Goffman’ın etkileşim sosyolojisi ve Augusto Boal’ın dramaturjik perspektifi çerçevesinde incelenmektedir. Ayrıca psikodinamik açıdan aktarım ve karşı aktarım süreçleri ile savunmanın mahkemenin varsayımlarını eleştirirken aynı zamanda yargısal iletişimi korumaya çalışan hibrit kopuş savunması modeli analiz edilmektedir.
13.03.2026
Modern ceza muhakemesi teorisi savcılık ve savunmanın eşit taraflar olduğu bir yargılama modelini öngörür. Bu modele göre taraflar mahkeme önünde delilleri tartışır, savunma iddia makamının ileri sürdüğü suçlamayı sorgular ve mahkeme bu tartışma sonucunda karar verir. Ancak ceza yargılamasının pratik işleyişi incelendiğinde savunmanın çoğu zaman bu teorik modelde öngörülen konumda bulunmadığı görülmektedir.
13.03.2026
eza savunması çoğu zaman hukuki normların uygulanmasına dayanan teknik bir faaliyet olarak görülmektedir. Ancak modern ceza yargılaması incelendiğinde savunmanın yalnızca hukuki bilgiye dayanan bir faaliyet olmadığı, aynı zamanda retorik, psikoloji ve strateji içeren çok boyutlu bir pratik olduğu görülmektedir. Farklı hukuk sistemlerinde gelişen savunma gelenekleri zaman içinde belirli savunma ekollerinin ortaya çıkmasına yol açmıştır. Bu makalede dünya ceza savunması pratiğinde öne çıkan dört temel savunma ekolü incelenmektedir: Alman teknik savunma ekolü, Fransız retorik savunma ekolü, İtalyan dramaturjik savunma yaklaşımı ve Anglo–Sakson çekişmeli savunma modeli. Çalışma bu ekollerin savunma stratejilerini karşılaştırmalı biçimde analiz etmekte ve Türkiye’de gelişen savunma pratiğinin hibrit bir model ortaya çıkardığını ileri sürmektedir. Bu yaklaşım makalede Türk Savunma Ekolü olarak kavramsallaştırılmaktadır.
13.03.2026
Ceza Duruşmasının Büyük Teorisi Hukuk – Retorik – Dramaturji – Psikoloji – Anlatı Giriş: Ceza Duruşmasını Anlamanın Sorunu Ceza yargılaması hukuk literatüründe çoğu zaman normatif bir perspektif içinde ele alınır. Bu yaklaşım ceza muhakemesini büyük ölçüde hukuki kuralların uygulanmasından ibaret bir süreç olarak tasvir eder. Oysa mahkeme salonunda gerçekleşen etkileşimler dikkatle incelendiğinde ceza duruşmasının bundan çok daha karmaşık bir yapıya sahip olduğu görülür. Gerçek bir ceza duruşması yalnızca kanun maddelerinin uygulanmasından ibaret değildir. Mahkeme salonunda aynı anda çok sayıda sosyal süreç işler: taraflar birbirlerini ikna etmeye çalışır, kurumsal roller sahnelenir, psikolojik etkiler ortaya çıkar ve olayın nasıl gerçekleştiğine dair farklı anlatılar yarışır.
12.03.2026
Giriş Ceza yargılamasında savunma stratejileri çoğu zaman normatif hukuk teorileri üzerinden tartışılmaktadır. Bu yaklaşımlar savunmayı ağırlıklı olarak kanun hükümleri, içtihatlar ve delil değerlendirmesi çerçevesinde ele alır. Oysa ceza yargılamasının pratik işleyişi yalnızca normatif kurallarla açıklanabilecek bir süreç değildir. Mahkeme salonunun psikolojisi, yargısal aktörlerin davranış kalıpları, sanık psikolojisi ve cezaevi sosyolojisi gibi çok sayıda informel faktör savunmanın başarısını doğrudan etkiler.
12.03.2026
Google’a “akla ziyan savunma” ve “skandal savunma” anahtar sözcüklerini girdiğinizde toplumda infial yaratan ceza davalarında sanıklar ve müdafilerinin yaptığı savunmalara ilişkin binlerce tepki haberleri karşımıza çıkmaktadır. Keza sosyal medyada da bu tepkiler hakaret boyutlarına varmaktadır. Bu tepkilerin çoğu zaman davada müdafilik yapan avukatlara da yöneldiğini, toplum ve hatta avukatlar ve hukukçular tarafından dahi sanığın müdafi ile özdeşleştirildiğini ve müdafinin de basın ve sosyal medya tarafından linç ve hakaretlere maruz kaldığını gözlemlemekteyiz.
11.03.2026
Ceza yargılamasında hâkim kararlarının yalnızca normatif hukuk kurallarıyla açıklanamayacağı uzun süredir hukuk sosyolojisi ve hukuk realizmi literatüründe kabul edilmektedir. Mahkeme kararları çoğu zaman formel hukuk kurallarının ötesinde çeşitli psikolojik, sosyal ve kurumsal faktörlerin etkisi altında şekillenir. Bu faktörler literatürde “informel determinantlar” olarak adlandırılmaktadır. Bu makale, ceza yargılamasında hâkimin akıl yürütme süreçlerini entimem kavramı üzerinden analiz ederek informel determinantların karar süreçlerine nasıl sızdığını incelemektedir. Çalışmada hâkimin bilinçli ve bilinçdışı entimemleri, yargısal kanaatin oluşumunda rol oynayan informel determinantların bilişsel mekanizması olarak ele alınmaktadır. Ayrıca savunma avukatının bu görünmeyen akıl yürütmeleri nasıl tespit edip kırabileceği tartışılmaktadır.
11.03.2026
Ceza yargılaması teorik olarak hukuki normların, delillerin ve usul kurallarının uygulanmasına dayanan rasyonel bir süreç olarak tasarlanmıştır. Ancak pratikte yargısal kararlar yalnızca hukuki normların mekanik uygulanmasının sonucu değildir. Karar süreci aynı zamanda hâkimin bilişsel süreçleri, mesleki alışkanlıkları ve kurumsal dinamikler tarafından da şekillenir. Bu nedenle ceza muhakemesi, sadece normatif bir sistem değil aynı zamanda psikolojik ve sosyolojik bir karar verme alanıdır. Son yıllarda hukuk sosyolojisi ve bilişsel psikoloji literatüründe, yargısal kararların oluşumunda informel determinantlar olarak adlandırılan faktörlerin önemli rol oynadığı vurgulanmaktadır. Bu faktörler arasında hâkimin ön kabulleri, kurumsal alışkanlıklar, zaman baskısı, dava anlatıları ve bilişsel kestirme yollar yer almaktadır.
11.03.2026
 1 
Aktif Ziyaretçi4
Bugün Toplam26
Toplam Ziyaret181884