Ankara Barosu'nun 69. Olağan Genel Kurulunun ilk günü geride kaldı. Yarın seçim var. Bugün söylenen sözlerin, yapılan konuşmaların, verilen vaatlerin yerini yarın oy pusulaları alacak. Seçimlerin kendine özgü heyecanı, grupların kazanma arzusu, adayların umutları ve yıllardır tekrarlanan rekabet bir kez daha sandığa taşınacak. Akşam olduğunda kazananlar sevinecek, kaybedenler sonuçları değerlendirecek. Bir süre sonra seçim afişleri kaldırılacak, tebrik ziyaretleri başlayacak, toplu fotoğraflar çekilecek ve baro yeniden gündelik hayatına dönecek. Peki, avukatın hayatında ne değişecek? Bence bu seçim gecesinde kendimize sormamız gereken asıl soru budur. |
10.10.2026 |
Ankara Barosu'nun 69. Olağan Genel Kurulu 10 Ekim 2026 Cumartesi günü toplanacak. Gündem görüşülecek, faaliyetler ve hesaplar tartışılacak, avukatlar söz alacak; ertesi gün, 11 Ekim Pazar günü ise sandık kurulacak ve seçim yapılacak. İkinci gün sandıkların başında yine bir kalabalık göreceğiz. Benim asıl merak ettiğim ise birinci gün.
|
06.10.2026 |
Bir ceza avukatına meslek hayatı boyunca en çok yöneltilen sorulardan biri herhalde şudur: “Suçlu olduğunu bildiğiniz bir insanı nasıl savunabiliyorsunuz?” Bu soru bazen gerçekten meraktan, bazen şaşkınlıktan, bazen de açık veya örtülü bir suçlamadan doğar. Soruyu soran kişi çoğu zaman avukatın yaptığı iş ile müvekkilinin eylemi arasında ahlaki bir özdeşlik kurmaktadır. Ağır bir suç işlediği düşünülen bir insanın yanında yer almak, bir ölçüde o suçu da savunmak gibi algılanır. Cinayetle suçlanan kişinin avukatı cinayeti, dolandırıcılıkla suçlanan kişinin avukatı dolandırıcılığı, cinsel dokunulmazlığa karşı bir suçla itham edilen kişinin avukatı da o eylemi mazur görüyormuş gibi değerlendirilir. Avukatın mesleki rolü ile müvekkilin fiili arasındaki sınır silindiğinde, savunma faaliyeti de kolaylıkla ahlaki bir ortaklığa dönüştürülür.
|
02.10.2026 |
Teorik ceza muhakemesi eserlerinde Türk ceza muhakemesi sisteminin itham sistemi ile tahkik sisteminin bazı özelliklerinin bir araya getirilmesinden oluşan karma bir sistem olduğu ileri sürülür. Daha önce çeşitli çalışmalarımızda da belirttiğimiz üzere, kanunun görünüşte itham sistemine yaklaşan hükümlerine rağmen teori ve uygulamamıza egemen olan hukuk zihniyetinin önemli ölçüde tahkik, başka bir ifadeyle engizisyon zihniyeti olduğunu düşünüyorum. Kanun değişmekte, yeni kurumlar kabul edilmekte, savunmanın hakları kâğıt üzerinde genişlemekte; fakat yüzyıllar içinde oluşmuş muhakeme kültürü aynı hızla değişmemektedir. |
01.10.2026 |
Türk adliye pratiğinde kanunlarda yazmayan, fakat neredeyse herkesin bildiği bir ayrım vardır: “siyasi dosyalar” ve “adi (adli) dosyalar.” Bu ayrımın Ceza Muhakemesi Kanunu’nda bir karşılığı yoktur; mahkemelerin görevi de davanın siyasi veya adi yahut adli olmasına göre belirlenmez. Bir dosyanın kapağına “siyasi dava” yazılmaz. Buna rağmen bir avukatın, hâkimin veya savcının “Bu dosya biraz siyasi” demesiyle ne kastettiğini meslek mensupları çoğu zaman bilir. |
29.09.2026 |
1 2 3 4 5 6 7 8 9 ![]() |