• Anasayfa
  • Favorilere Ekle
  • Site Haritası

Avukat Fahrettin KAYHAN

Anasayfa

Türk adliye pratiğinde kanunlarda yazmayan, fakat neredeyse herkesin bildiği bir ayrım vardır: “siyasi dosyalar” ve “adi (adli) dosyalar.” Bu ayrımın Ceza Muhakemesi Kanunu’nda bir karşılığı yoktur; mahkemelerin görevi de davanın siyasi veya adi yahut adli olmasına göre belirlenmez. Bir dosyanın kapağına “siyasi dava” yazılmaz. Buna rağmen bir avukatın, hâkimin veya savcının “Bu dosya biraz siyasi” demesiyle ne kastettiğini meslek mensupları çoğu zaman bilir.
29.09.2026
Lawfare meselesini daha önce, yargılamanın kendisinin fiilî bir cezaya dönüşmesi ve Hibrit Kopuş Savunmasının böyle bir yargılama karşısındaki işlevi bakımından ele almıştım. O yazıda üzerinde durduğum asıl mesele, ceza muhakemesinin görünürdeki işlevinden uzaklaşarak kişiyi etkisizleştiren bir mekanizmaya dönüşmesi ihtimali ve savunmanın bu durumda nasıl bir tutum alabileceğiydi. Bu yazıda aynı tartışmayı yeniden kurmak yerine, daha dar fakat uygulama bakımından belki de daha güç bir sorunun peşinden gitmek istiyorum: Bir müdafi, önündeki soruşturma veya kovuşturmanın gerçekten lawfare niteliği taşıdığını nasıl anlayacak ve daha önemlisi, bunu hukukî bir iddia hâline nasıl getirecektir?
29.09.2026
Ceza muhakemesinde savunma hakkından, silahların eşitliğinden ve müdafinin yargılamanın kurucu süjelerinden biri olduğundan sıkça söz ederiz. Kanunlarımızda bu kavramların karşılığını bulmak da mümkündür. Ne var ki soruşturma evresinin pratiğine girildiğinde, kâğıt üzerindeki bu eşitliğin çoğu zaman ciddi biçimde aşındığı görülür.
29.09.2026
Dolandırıcılık vakaları genellikle mağdur üzerinden anlatılır. Haberi okur, alınan para miktarına şaşırır, sonra da hemen aynı soruyu sorarız: “İnsan buna nasıl inanır?” Mağdur profesör, doktor, avukat, yüksek rütbeli asker yahut yıllarca devlet görevinde bulunmuş biri ise şaşkınlığımız daha da artar. Eğitimli, tecrübeli, hayatın içinden geçmiş bir insanın telefondaki birkaç cümleyle nasıl olup da yüz binlerce, bazen milyonlarca lirasını tanımadığı birine teslim ettiğini anlamakta güçlük çekeriz.
28.09.2026
Geçen gün hukuk öğrencisi stajyerimle birlikte Ankara Adliyesine gidiyorduk. Adliyenin avlusuna girdiğimiz sırada bir polis memurunun cep telefonuyla çevreyi görüntülediğini fark ettik. İlk bakışta adliyenin fotoğrafını ya da videosunu çekiyor gibiydi. Genç meslektaşım merakla, “Bu polis ne yapıyor?” diye sordu. Sorunun cevabı birkaç saniye sonra kendiliğinden geldi. Başka bir polis memuru, bir şüpheliyi elleri arkadan kelepçeli hâlde, ensesine bastırarak hızlı adımlarla yürütüyordu. Birinci polis de bu anı cep telefonuyla kaydediyordu. “Bunun adı teşhir yürüyüşü,” dedim. “Ben de ilk defa FETÖ yargılamaları sırasında bu kadar görünür biçimde karşılaşmıştım.” Biraz ilerledikten sonra ikinci soru geldi: “Bu hukuka aykırı değil mi Fahrettin Bey?” Sustum.
26.09.2026
Meslekte kırk yıla yaklaşırken bazı kelimelerin hukuk hayatımızda nasıl anlam değiştirdiğini daha iyi görüyorum. “Mülakat” da bunlardan biri. Sözlük anlamı son derece masum: görüşme, karşılıklı konuşma, tanışma demek. Fakat devlet ile birey karşı karşıya geldiğinde bazı kelimeler sözlükteki anlamlarını kaybediyor; semantik değişime uğruyor. Hele “mülakat” denilen o görüşme kapalı bir odada yapılıyor, görüşmenin içeriği tam olarak denetlenemiyor ve sonunda kişinin özgürlüğü ya da geleceği hakkında karar veriliyorsa, artık mesele yalnızca bir “konuşma” meselesi olmaktan çıkıyor.
26.09.2026
Ankara Barosunun bu dönemki seçimlerinde Avukat Hakları Grubu’ndan Türkiye Barolar Birliği delege adayıyım. Bunu açıklama ihtiyacı duyuyorum. Çünkü 38 yıllık meslek hayatımın tamamında Demokratik Sol Avukatlar Grubu içerisinde yer aldım. Bu gruptan Ankara Barosu Yönetim Kurulu üyeliğine seçildim; Türkiye Barolar Birliği delegeliği yaptım. DSA içinde birlikte çalıştığım, emek verdiğim, dostluk kurduğum çok sayıda meslektaşım var. Birlikte çok değerli hizmetlerde bulunduk. Dolayısıyla bugün yaptığım tercihi geçmişimi inkâr ederek açıklayamam. Böyle bir niyetim de yok.
24.09.2026
Anadolu Üniversitesi Hukuk Fakültesinin 21-23 Ekim 2026 tarihleri arasında düzenlediği kongreye "Hibrit Kopuş Savunması" konulu bir bildiriyle katılıyorum.
15.09.2026
24.07.2026
24.07.2026
"YAPAY ZEKÂ ÇAĞINDA AVUKAT EĞİTİMİ: SOSYAL BİLİŞSEL ÖĞRENME KURAMININ KATKISIYLA MODERN USTA-ÇIRAK MODELİ " başlıklı tebliğimiz sempozyum kitabı 83. sayfada yayınlanmıştır.
30.06.2026
Avukatlık mesleği yalnızca hukuki bilgiyle değil, başkalarının bakışına maruz kalma suretiyle de icra edilir. Avukat; hâkimin, savcının, karşı vekilin, müvekkilin, meslektaşlarının, kamuoyunun ve kimi zaman sosyal medyanın yargıları arasında mesleki kimliğini korumak zorundadır. Bu nedenle “başkaları ne düşünür?” sorusu, avukatlık bakımından basit bir kişisel kaygı değil, doğrudan mesleki vakar, bağımsızlık ve iç denge meselesidir.
17.06.2026
Avukatlık mesleği, insan hayatının en kırılgan eşiklerinde icra edilir. Avukat; suçlama, haksızlık, özgürlük tehdidi, malvarlığı kaybı, aile çözülmesi, itibar yıkımı, ölüm ve ölüm sonrası ihtilaflarla sürekli temas hâlindedir. Buna rağmen avukat çoğu zaman kendi faniliğini mesleki koşturmanın, duruşma telaşının, müvekkil beklentisinin ve dosya baskısının gerisine iter. Stoacı felsefe ise ölümü kaçınılması gereken mutlak bir felaket olarak değil, doğanın olağan düzeni içinde kavranması gereken bir dönüşüm ve ölçü olarak görür. Bu bakış, avukatlık mesleği bakımından yalnızca kişisel bir teselli değil, aynı zamanda mesleki bir disiplin kaynağıdır.
16.06.2026
Avukatlık mesleği, yalnızca hukuk bilgisi, muhakeme gücü ve dilekçe tekniğiyle yürütülen bir faaliyet değildir. Avukat, mesleğini çoğu zaman belirsizlik, gecikme, beklenmedik gelişme, müvekkil baskısı, aleyhe rapor, tanık çelişkisi ve yargısal aksaklıklarla birlikte icra eder. Bu nedenle avukatın mesleki niteliği, sadece dosyaya hâkimiyetinde değil, aksilik karşısındaki zihinsel tutumunda da ortaya çıkar. Stoacı felsefe, insanın başına gelen olayları bütünüyle seçemeyeceğini, fakat bu olaylara ilişkin yargısını, tepkisini ve iç düzenini yönetebileceğini söyler. Bu yaklaşım, avukatlık mesleği bakımından güçlü bir psikolojik ve etik zemin sunar.
15.06.2026
Avukatlık mesleği, yalnızca hukuk bilgisiyle sürdürülen teknik bir faaliyet değildir. Avukat, her gün insan öfkesiyle, kaygısıyla, korkusuyla, haksızlık duygusuyla, aceleciliğiyle ve belirsizlik karşısındaki tahammülsüzlüğüyle temas eder. Müvekkilin beklentisi, hâkimin tavrı, savcının iddiası, karşı taraf vekilinin üslubu, dosyanın ağırlığı, duruşmanın gerginliği ve yargılamanın belirsizliği avukatın zihinsel alanına sürekli müdahale eder. Bu nedenle avukatlık, dış dünyada olup bitenlere verilen tepkileri yönetme sanatıdır. Hukuki bilgi bu sanatın yalnızca bir parçasıdır. Diğer parça, avukatın kendi iç dünyasında olup biteni fark edebilmesi, olay ile olay hakkındaki yargısını birbirinden ayırabilmesi ve tepkisini bu ayrım üzerinden biçimlendirebilmesid
13.06.2026
Ward Farnsworth, hukuk, retorik, düşünme sanatı ve klasik felsefe üzerine çalışan Amerikalı bir hukukçu-akademisyendir. Hukukçu kimliği, kitabın yapısında açık biçimde hissedilir. Farnsworth, dağınık metinleri belli başlıklar altında toplamış, kavramları tasnif etmiş, düşünceler arasındaki bağı göstermiş ve okuru antik metinlerin parçalı dünyasında kaybolmaktan kurtarmıştır. Bu yönüyle kitap, yalnızca bir felsefe kitabı değil; aynı zamanda iyi düzenlenmiş bir düşünce dosyası gibidir.
13.06.2026
Bu makale, Stoacı düşüncenin avukatlık mesleği bakımından sunduğu hayat ve hukuk felsefesini ele almaktadır. Stoacı avukat, hukuku yalnızca pozitif normların toplamı olarak değil; akıl, adalet, erdem, ölçülülük ve insan onuru temelinde sınanması gereken ahlaki-rasyonel bir düzen olarak kavrar. Bu yaklaşımda avukatlık, yalnızca dava takibi, dilekçe yazımı veya teknik temsil faaliyeti değildir; insanın hukuki kaderinin keyfiliğe terk edilmemesi için yürütülen ölçülü, vakur ve akıl merkezli bir mücadeledir. Stoacı avukat, müvekkilin öfkesine kapılmadan, yargısal keyfiliğe teslim olmadan, kendi iç dengesini kaybetmeden savunma yapar. Onun mesleki kişiliği, doğal hukuk fikriyle pozitif hukuk pratiği arasındaki gerilimde şekillenir. Bu makalede Stoacı avukatın hayata, hukuka, müvekkile, yargıya, mücadeleye, özel yaşama ve kendi mesleki benliğine bakışı tartışılmaktadır.
07.06.2026
Bu makale, Ankara’da avukatlık bürolarının tarihsel ve mekânsal dönüşümünü; adli mekânların yer değiştirmesi, avukatlık mesleğinin sınıfsal farklılaşması, savunma pratiğinin niteliksel dönüşümü ve adli zaman rejiminin parçalanması üzerinden incelemektedir. Ankara’da avukatlık uzun süre Ulus ve Anafartalar hattında; Ankara merkez adliyesinin açılmasıyla Sıhhiye-Kızılay çevresinde; son yirmi yılda ise Çankaya, Konya Yolu ve Eskişehir Yolu üzerindeki plaza akslarında yoğunlaşmıştır.
01.06.2026
Avukatlık mesleğinde para meselesi çoğu zaman iki uç arasında sıkışır: Ya mesleğin vakarına aykırı, konuşulması ayıp bir konu gibi bastırılır ya da avukatlık bütünüyle piyasa ilişkisine indirgenir. Oysa avukatlıkta para yalnızca ücret meselesi değildir; emeğin tanınması, mesleki bağımsızlığın korunması, avukat-müvekkil ilişkisinin sınırlarının belirlenmesi, adalete erişim, pro bono sorumluluğu, genç avukat emeği, avukatın sosyal sınıfı, yoksul avukatlık gerçeği ve mesleki karakter meselesidir.
30.05.2026
Avukatlık çoğu zaman başkalarının haklarını savunma, hukuki uyuşmazlıklarda temsil görevi üstlenme ve yargılama süreçlerinde hukuki yardım sunma mesleği olarak tanımlanır. Ancak bu tanım, avukatlığın insanın kendi benliğiyle kurduğu derin ilişkiyi çoğu zaman gölgede bırakır. Avukatlık yalnızca dış dünyaya yönelen bir mücadele değil; aynı zamanda insanın kendi öfkesi, korkusu, sabırsızlığı, kibri, adalet duygusu, güç karşısındaki tavrı, yenilgiye dayanma kapasitesi ve mesleki sınırlarıyla karşılaştığı uzun bir iç yolculuktur. Bu yönüyle meslek, avukat için güçlü bir “kendini bilme” alanı haline gelir
30.05.2026
 1 
Aktif Ziyaretçi1
Bugün Toplam7
Toplam Ziyaret217065