• Anasayfa
  • Favorilere Ekle
  • Site Haritası

Avukat Fahrettin KAYHAN

Anasayfa

Ceza savunması, klasik öğretide aktif konuşma, sürekli müdahale ve argüman üretimi üzerinden tanımlanır. Ancak uygulamada savunmanın etkisi, yalnızca ne söylediğiyle değil, ne zaman sustuğuyla da belirlenir. Bu makale, hibrit kopuş savunması perspektifinden sessizliği stratejik bir araç olarak ele almaktadır. Türk ceza yargılaması pratiğinde prematüre kanaat, dosya merkezlilik ve duruşma formalizmi gibi yapısal sorunlar, savunmanın sürekli konuşmasının çoğu zaman etkisizleşmesine yol açmaktadır. Bu koşullar altında sessizlik, pasiflik değil; aksine dikkat yönlendirme, çerçeve kurma ve psikolojik etki üretme aracıdır.
26.03.2026
Bu çalışma, ceza savunması pratiğinde savunma avukatının suça bulaşma riskini çok boyutlu bir perspektifle analiz etmektedir. Savunmanın epistemik konumu, müvekkil bağımlılığı, ekonomik baskılar ve yargısal sistemin yapısal sorunları birlikte değerlendirildiğinde, etik kaymanın yalnızca bireysel bir zayıflık değil, aynı zamanda sistemik bir kırılganlık olduğu ortaya konulmaktadır. Çalışmada, suça bulaşma süreci “gri alanlar”, “fonksiyonel kayma” ve “aktif suça katılım” şeklinde spektral bir modelle açıklanmakta; bu sürecin arkasındaki psikolojik mekanizmalar ise rasyonalizasyon, kademeli kayma ve ahlaki ayrışma kavramları üzerinden incelenmektedir. Türkiye’ye özgü yapısal faktörlerin bu süreci nasıl hızlandırdığı ortaya konulduktan sonra, çözüm olarak “Hibrit Kopuş Savunması” modeli önerilmektedir.
26.03.2026
Ceza savunması, klasik hukuk öğretisinde çoğu zaman teknik temsil faaliyeti olarak tanımlanır. Bu anlayışa göre müdafi, müvekkilin hukuki menfaatlerini koruyan profesyonel bir aktördür; şahsî kanaatlerini, duygularını ve kimliğini temsil ilişkisine karıştırmaması beklenir. Ne var ki ceza yargılamasının gerçek pratiği bu kadar nötr değildir. Özellikle ağır ceza yargılamalarında, politik dosyalarda, toplumsal yankısı yüksek soruşturmalarda veya yoğun adaletsizlik duygusu uyandıran süreçlerde müdafi, salt bir temsilci olarak kalmaz; zamanla davanın duygusal, ahlaki ve hatta varoluşsal yükünü kendi içinde taşımaya başlar.
26.03.2026
Ceza yargılaması, klasik öğretide çoğu zaman normların uygulanmasına indirgenmiş teknik bir süreç olarak tasvir edilir. Oysa bu tasvir eksiktir. Yargılama aynı zamanda bireyin devlet otoritesiyle karşı karşıya geldiği, kendisini ifade etmeye çalıştığı, dinlenip dinlenmediğini hissettiği ve çoğu zaman varoluşsal bir tehdit algısıyla yüzleştiği yoğun bir deneyim alanıdır. Bu nedenle bir duruşmayı anlamak için yalnızca “Hangi norm uygulandı?” “Hangi delil değerlendirildi?” soruları yeterli değildir Asıl belirleyici sorular şunlardır:
25.03.2026
Bu makalede, ceza yargılamasında sanık–müdafi ilişkisi, hibrit kopuş savunması perspektifinden yeniden ele alınmaktadır. Klasik öğretide teknik bir temsil ilişkisi olarak değerlendirilen bu ilişki, uygulama pratiği dikkate alındığında psikolojik, sosyolojik ve stratejik boyutları olan çok katmanlı bir yapı olarak ortaya çıkmaktadır. Türk ceza yargılamasında gözlemlenen dosya merkezlilik, prematüre kanaat ve ritüelleşmiş duruşma pratiği, savunmanın yapısal olarak zayıf bir konumda bulunmasına yol açmakta; bu durum sanık–müdafi ilişkisinin kırılganlığını artırmaktadır.
24.03.2026
eza muhakemesinde savunma, artık tek boyutlu bir faaliyet olarak kavranamaz. Uygulamada giderek belirginleşen dosya merkezlilik, prematüre kanaat ve kesintili duruşma pratiği savunmayı statik bir pozisyondan çıkararak dinamik ve bağlama duyarlı bir konumlanma zorunluluğu ile karşı karşıya bırakmaktadır.
19.03.2026
HİBRİT KOPUŞ SAVUNMASI PERSPEKTİFİNDEN SANIĞIN SORGUSU Sorgu, yalnızca gerçeği arama yöntemi değildir; aynı zamanda kimin konuşacağını, nasıl konuşacağını ve hangi sesin duyulacağını belirleyen bir iktidar tekniğidir. Öz Bu makalede, ceza muhakemesinde sanığın sorgusu hibrit kopuş savunması perspektifinden analiz edilmektedir. Türk Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 147, 191, 192 ve 201. maddeleri birlikte değerlendirildiğinde, sanığın sorgusuna ilişkin normatif çerçevenin savunmayı aktif bir özne olarak konumlandırdığı görülmektedir. Ancak uygulamada bu yapı, büyük ölçüde hâkim merkezli bir modele dönüşmekte; sorgu, savunma üretim alanı olmaktan çıkarak kanaat pekiştirme ve zaman zaman ikrar üretme mekanizmasına evrilmektedir. Makalede ayrıca, sorgunun yöntemi ve sınırlarına ilişkin açık bir düzenlemenin bulunmaması nedeniyle ortaya çıkan normatif boşluk incelenmekte; bu durumun sorguyu öngörülemez ve denetlenemez bir alana dönüştürdüğü ortaya konulmaktadır.
19.03.2026
Bu makalede, ceza muhakemesinde tanığın dinlenmesi süreci hibrit kopuş savunması perspektifinden analiz edilmektedir. CMK’nın 52, 58, 59, 192 ve 201. maddeleri birlikte değerlendirildiğinde, tanık beyanının doğrudanlık, bağımsızlık ve denetlenebilirlik ilkeleri üzerine kurulduğu görülmektedir. Ancak uygulamada bu yapı, hâkim merkezli duruşma pratiği, tanık anlatısının kesilmesi, doğrudan soru hakkının sınırlandırılması ve normatif belirsizlikler nedeniyle önemli ölçüde dönüşmektedir. Tanık beyanı, çoğu zaman etkin bir sorguya tabi tutulmadan kanaat üretim sürecinin bir parçası haline gelmektedir. Makalede bu dönüşüm analiz edilmekte, Anglo-Amerikan sistemi ile karşılaştırma yapılmakta ve hibrit kopuş savunmasının geliştirdiği stratejik müdahale teknikleri ile “dürüst sorgu ilkesi” önerilmektedir.
19.03.2026
Bu makale, Türk ceza muhakemesi pratiğinde duruşmanın fiilî işleyişi ile normatif düzenleme arasındaki kopuşu, özellikle CMK’nın 215. maddesi üzerinden analiz etmektedir. Çalışmada, delillerin duruşmada gerçekten tartışılmadığı, savunmanın çoğu zaman etkisizleştirildiği ve kararların savunma dinlenmeden oluştuğu uygulama sorunları ele alınmaktadır. Bu bağlamda “hibrit kopuş savunması” modeli geliştirilerek, savunmanın sistem içinde kalarak mikro müdahaleler yoluyla yargılamaya nasıl etki edebileceği ortaya konulmaktadır. CMK 192, 215, 217 ve 33 maddeleri birlikte değerlendirilerek, mikro müdahalenin yalnızca bir hak değil, aynı zamanda yargılamanın çelişmeli yapısını koruyan zorunlu bir mekanizma olduğu ileri sürülmektedir. Makale ayrıca Türk uygulaması için somut reform önerileri sunmaktadır.
19.03.2026
Ceza yargılamasında reddi hâkim kurumu, klasik öğretide çoğunlukla teknik bir usul güvencesi olarak ele alınmaktadır. Bu yaklaşım, kurumun normatif işlevini açıklamakla birlikte, uygulamadaki gerçek etkisini tam olarak yansıtmaktan uzaktır. Zira pratikte reddi hâkim, yalnızca tarafsızlığı sağlamaya yönelik bir araç değil; aynı zamanda savunmanın yargılamaya müdahale kapasitesini ortaya koyan kritik bir eşik mekanizmasıdır.
18.03.2026
Bu çalışma, Türk ceza muhakemesi sisteminde Sulh Ceza Hâkimliklerinin ontolojik dönüşümünü incelemekte ve bu dönüşümün savunma üzerindeki etkilerini analiz etmektedir. Klasik ceza muhakemesinde öngörülen dışsal ve tarafsız hâkim modelinden farklı olarak, bu hâkimliklerin hâkimi soruşturma sürecine içkin bir aktöre dönüştüren hibrit bir yapı sergilediği ileri sürülmektedir.
18.03.2026
Bu çalışma, ceza muhakemesi kanununun yalnızca normatif bir metin olarak değil, savunma pratiği içinde stratejik bir araç olarak nasıl okunması gerektiğini hibrit kopuş savunması perspektifiyle incelemektedir.
17.03.2026
Bu çalışmada savunma avukatlığında psikolojik dayanıklılık, ikincil travma ve mesleki tükenme kavramları bütüncül bir çerçevede ele alınmakta; bu üç olgunun birbirinden bağımsız değil, karşılıklı etkileşim içinde olduğu ileri sürülmektedir. Psikolojik dayanıklılık, bu süreçte yıkıcı etkileri dengeleyen kurucu bir kapasite olarak değerlendirilmiştir. Ayrıca çalışmada, savunmanın ekonomik kırılganlığının bu dinamikleri derinleştiren yapısal bir faktör olduğu ortaya konulmuş ve savunma pratiğinde bu riskleri azaltmaya yönelik koruyucu ve onarıcı stratejiler geliştirilmiştir.
17.03.2026
Savunmanın İnsanî Boyutu: Ceza Savunmasında Arketipler, Gölge Arketipler ve Mesleki Öz Farkındalık Bu makale ceza savunması pratiğini savunma avukatının mesleki davranış kalıpları üzerinden incelemeyi amaçlamaktadır. Ceza savunması çoğu zaman teknik bir hukuk pratiği olarak ele alınmakla birlikte, mahkeme salonunda gerçekleşen süreçler yalnızca hukuki normlarla açıklanamayacak kadar karmaşık psikolojik ve sosyal dinamikler içermektedir. Bu nedenle savunma pratiğini anlamak için hukuk disiplininin yanı sıra psikoloji, retorik ve dramaturji perspektiflerinden de yararlanmak gerekmektedir.
16.03.2026
Ceza yargılaması çoğu zaman yalnızca hukuki normların uygulanması olarak tasvir edilir. Oysa duruşma pratiği incelendiğinde ceza yargılamasının aynı zamanda bir ikna süreci olduğu görülür. Savcı bir olay anlatısı kurar, savunma bu anlatıyı tartışır ve mahkeme bu anlatılar arasında veya daha farklı bir kanaat oluşturur. Bu nedenle savunma faaliyetinin merkezinde retorik yer alır.
16.03.2026
Ceza yargılamasında deliller davanın temelini oluşturur. Bununla birlikte deliller çoğu zaman yalnızca teknik veriler olarak ele alınmakta ve delil değerlendirmesinin psikolojik ve anlatısal boyutları yeterince dikkate alınmamaktadır. Modern delil teorisi, delillerin çoğu zaman yorum süreçleri içinde anlam kazandığını ve ceza yargılamasında delil tartışmasının aynı zamanda bir anlatı rekabeti olduğunu göstermektedir. Savcılık çoğu zaman delilleri belirli bir suç anlatısı içinde sunarken savunma bu anlatının yapısını sorgular ve delillerin farklı yorumlara açık olduğunu ortaya koyar.
14.03.2026
Savunmanın Ontolojisi: Ceza Yargılamasında Varlık Sorunu Ceza yargılamasında savunma genellikle bir hak, bir mesleki faaliyet veya bir prosedür unsuru olarak ele alınır. Oysa savunma yalnızca normatif bir hak değil, aynı zamanda ontolojik bir konumdur. Savunma, ceza yargılamasının varlık yapısında belirli bir rolü yerine getiren, sistemin epistemolojik dengesini sağlayan ve hakikat iddiasını sınayan bir aktördür.
14.03.2026
Ceza yargılaması çoğu zaman hukuki normların uygulanmasına indirgenen teknik bir süreç olarak görülür. Oysa mahkeme salonu aynı zamanda yoğun psikolojik, sosyal ve performatif etkileşimlerin gerçekleştiği bir iletişim alanıdır. Hâkim, savcı, avukat ve diğer yargılama aktörleri arasındaki iletişim biçimi yargısal kanaatin oluşumunu önemli ölçüde etkileyebilir. Bu makalede mahkeme salonundaki iletişim dinamikleri Eric Berne’nin Transaksiyonel Analiz yaklaşımı, Erving Goffman’ın etkileşim sosyolojisi ve Augusto Boal’ın dramaturjik perspektifi çerçevesinde incelenmektedir. Ayrıca psikodinamik açıdan aktarım ve karşı aktarım süreçleri ile savunmanın mahkemenin varsayımlarını eleştirirken aynı zamanda yargısal iletişimi korumaya çalışan hibrit kopuş savunması modeli analiz edilmektedir.
13.03.2026
Modern ceza muhakemesi teorisi savcılık ve savunmanın eşit taraflar olduğu bir yargılama modelini öngörür. Bu modele göre taraflar mahkeme önünde delilleri tartışır, savunma iddia makamının ileri sürdüğü suçlamayı sorgular ve mahkeme bu tartışma sonucunda karar verir. Ancak ceza yargılamasının pratik işleyişi incelendiğinde savunmanın çoğu zaman bu teorik modelde öngörülen konumda bulunmadığı görülmektedir.
13.03.2026
eza savunması çoğu zaman hukuki normların uygulanmasına dayanan teknik bir faaliyet olarak görülmektedir. Ancak modern ceza yargılaması incelendiğinde savunmanın yalnızca hukuki bilgiye dayanan bir faaliyet olmadığı, aynı zamanda retorik, psikoloji ve strateji içeren çok boyutlu bir pratik olduğu görülmektedir. Farklı hukuk sistemlerinde gelişen savunma gelenekleri zaman içinde belirli savunma ekollerinin ortaya çıkmasına yol açmıştır. Bu makalede dünya ceza savunması pratiğinde öne çıkan dört temel savunma ekolü incelenmektedir: Alman teknik savunma ekolü, Fransız retorik savunma ekolü, İtalyan dramaturjik savunma yaklaşımı ve Anglo–Sakson çekişmeli savunma modeli. Çalışma bu ekollerin savunma stratejilerini karşılaştırmalı biçimde analiz etmekte ve Türkiye’de gelişen savunma pratiğinin hibrit bir model ortaya çıkardığını ileri sürmektedir. Bu yaklaşım makalede Türk Savunma Ekolü olarak kavramsallaştırılmaktadır.
13.03.2026
 1 
Aktif Ziyaretçi1
Bugün Toplam209
Toplam Ziyaret183709