Ceza muhakemesinde hindsight bias, özellikle soruşturma ve kovuşturma evrelerinde, sanığın davranışlarının sonucun bilgisiyle yeniden yorumlanmasına yol açar. Bir ölüm, yaralama, dolandırıcılık, örgütsel ilişki ya da ihmali davranış gerçekleştiğinde; mahkeme, savcı ve hatta kamuoyu, olay öncesi belirsizlik alanını unutup geçmiş işaretleri olduğundan daha belirgin sayma eğilimine girebilir. Böylece “sonradan bilinen”, “önceden bilinmesi gereken”e dönüşür. Bu da kusur, öngörülebilirlik, kast, taksir, ihmal, dikkat yükümlülüğü ve makul şüphe değerlendirmelerini bozar. |
20.04.2026 |
Makalenin temel iddiası, temsiliyet sezgiselliğinin ceza muhakemesinde yalnızca psikolojik bir ayrıntı değil, aynı zamanda masumiyet karinesini aşındıran, prematüre kanaati besleyen ve savunmanın etkisini azaltan yapısal bir risk olduğudur. Özellikle dosya merkezli yargılama pratiği, yoğun iş yükü, zaman baskısı ve karar vericilerin geçmiş deneyimlerinden ürettikleri tipik olay şemaları, bu sezgiselliği güçlendirmektedir. Bu nedenle sorun sadece bireysel bir algı hatası olarak değil, yargısal kararın oluşum sürecini etkileyen daha geniş bir zihinsel çerçeve problemi olarak ele alınmalıdır. |
20.04.2026 |
1 2 3 4 5 6 ![]() |