• Anasayfa
  • Favorilere Ekle
  • Site Haritası

Avukat Fahrettin KAYHAN

Anasayfa

Ceza muhakemesi, normatif olarak kişinin karakterini, sosyal kimliğini, kişilik özelliklerini veya genel yaşam tarzını değil; iddianameye konu somut fiili yargılamak zorundadır. Buna rağmen fiilî yargılama pratiğinde sanığın davranışları çoğu zaman olayın bağlamı, psikolojik koşulları, sosyal baskılar, panik hali, hukuki bilgisizlik veya duruşma stresi içinde değil; sanığın karakteri üzerinden açıklanır. Bu durum karar psikolojisinde fundamental attribution error, yani temel atıf hatası olarak bilinen bilişsel yanlılıkla yakından ilişkilidir.
25.04.2026
Lawfare, en genel anlamıyla, hukukun ve yargısal süreçlerin uyuşmazlığı çözme işlevinin ötesine geçirilerek stratejik bir mücadele aracına dönüştürülmesini ifade eder. Kavramın kökeni daha çok savaş ve uluslararası çatışma literatüründe “hukukun savaş aracı olarak kullanılması” fikrine dayanmakla birlikte, zamanla iç siyaset, ceza adaleti, kamusal alan ve temel haklar bağlamında da tartışılır hale gelmiştir. Charles J. Dunlap Jr.’ın klasik çerçevesi, lawfare’i hukukun stratejik kullanımına ya da kötüye kullanımına işaret eden bir kavram olarak kurarken, sonraki tartışmalar bunun demokratik kurumlar, muhalefet, kamusal katılım ve savunma hakkı üzerinde de işleyebileceğini göstermiştir.
25.04.2026
Anchor effect (çıpalama etkisi), karar vericinin ilk karşılaştığı bilgiye gereğinden fazla ağırlık vermesi ve sonraki değerlendirmelerini bu ilk referans noktası etrafında şekillendirmesi biçiminde ortaya çıkan bilişsel bir eğilimdir. Ceza muhakemesinde bu etki, yalnızca sayısal değerlendirmeler veya ceza miktarına ilişkin tahminlerde değil; olayın anlamlandırılması, sanığın kişilik algısının kurulması, delillerin yorumlanması, koruma tedbirlerinin meşrulaştırılması ve nihai hükmün psikolojik zemininiň oluşumu bakımından da belirleyici olabilir. İddianamedeki ilk niteleme, tutuklama talebindeki dil, kolluk tutanaklarındaki ilk kavramlar, medyada dolaşıma giren ilk anlatı ve esas hakkındaki mütalaa, yargısal değerlendirme üzerinde kuvvetli birer bilişsel çıpa işlevi görebilir.
25.04.2026
Ceza muhakemesinde savunma çoğu zaman hâkim, savcı, tanık, tutanak pratiği ve dosya merkezli yargılama gibi dışsal baskılar üzerinden ele alınmaktadır. Oysa savunmanın kırılması yalnız dış müdahalelerle değil, savunmanın kendi içinden doğan düzensizliklerle de gerçekleşebilir. Bu çalışmada, Hibrit Kopuş Savunması perspektifinden müvekkilin savunma stratejisini bozabilecek davranışları “sabotaj riski” kavramı çerçevesinde incelenmektedir. Burada sabotaj, kötü niyetli bir bozma iradesi olarak değil; müvekkilin çoğu zaman farkında olmadan, konuşma dürtüsü, duygusal patlama, hakime doğrudan hitap etme refleksi, avukata rağmen açıklama yapma eğilimi, jest ve mimiklerle olumsuz izlenim üretmesi gibi davranışlarla savunmanın stratejik bütünlüğünü zedelemesi olarak tanımlanmaktadır.
24.04.2026
Çalışmanın temel tezi, bazı dosyalarda lawfare ile düşman hukuku mantığının birbirini besleyebildiği; hukukun stratejik biçimde araçsallaştırılmasının, ceza muhakemesi içinde sanığın hukuki statüsünün aşınmasına ve onun bir tehdit kategorisinin temsilcisi gibi görülmesine yol açabildiğidir. Bu bağlamda savunmanın görevi, yalnızca maddi vakıaya cevap vermek değil; aynı zamanda sanığın hangi düşmanlaştırıcı ve araçsallaştırıcı çerçeve içinde kurulduğunu teşhis etmektir. Makalede, Hibrit Kopuş Savunması’nın savunmayı pasif uyum ile ölçüsüz çatışma arasında sıkışmaktan kurtaran, dosyanın atmosferini, mahkemenin dilini, karar psikolojisini ve düşmanlaştırmanın yoğunluğunu okuyarak dereceli müdahale geliştirmeyi mümkün kılan stratejik bir model olduğu savunulmaktadır.
24.04.2026
Bu çalışma, ceza muhakemesinde silahların eşitliği ilkesini Hibrit Kopuş Savunması perspektifinden incelemektedir. Çalışmanın temel iddiası, silahların eşitliğinin çoğu zaman normatif düzeyde tanınmış bir ilke olarak kaldığı, buna karşılık fiilî işleyişte savunmanın araştırma kapasitesi, zaman avantajı, mekânsal meşruiyet, kayıt hâkimiyeti ve bilişsel etki bakımından iddia makamının gerisinde konumlandığıdır. Bu nedenle savunma hakkı ile savunma gücü arasındaki fark gözetilmeden yapılacak her eşitlik değerlendirmesi eksik kalacaktır. Makalede, silahların eşitsizliğinin araç, zaman, mekân, biliş ve kayıt düzeylerinde işleyen çok katmanlı bir yapı olduğu; Türk ceza muhakemesinde ise bu yapının dosya merkezlilik, soruşturmanın fiilen tek taraflı kuruluşu, yüzeyselleştirilmiş delil tartışması, kesintili duruşma pratiği ve tutanak rejimi gibi yerleşik uygulamalarla daha da derinleştiği ileri sürülmektedir. Bu çerçevede Hibrit Kopuş Savunması, yalnızca hitabet veya üslup ayarı değil; eşitsizliğin düzeyini teşhis ed
24.04.2026
Bu çalışma, framing effect kavramını Hibrit Kopuş Savunması perspektifinden ceza muhakemesine uyarlamaktadır. Framing effect, aynı olgusal içeriğin farklı sunum biçimleri nedeniyle karar vericilerde farklı değerlendirmeler doğurmasıdır. Ceza yargılamasında bu etki; iddianamenin dili, risk söylemi, sanığın kişilikleştirilmesi, delillerin anlamlandırılması ve hükmün meşrulaştırılması süreçlerinde görünür hale gelir. Çalışmada, framing effect’in yargısal algıyı nasıl yönlendirdiği ve savunmanın buna karşı nasıl bir strateji geliştirebileceği tartışılmıştır. Hibrit Kopuş Savunması’nın beş dereceli yapısı içinde framing effect’e karşı yeniden çerçeveleme, mikro müdahale, kontrollü kopuş ve sistemik itiraz teknikleri incelenmiştir. Sonuç olarak savunmanın görevinin yalnızca karşı argüman üretmek değil, yargılamanın baskın anlam çerçevesini teşhis ederek onu dönüştürmek olduğu ileri sürülmüştür.
22.04.2026
Bu makale, Hibrit Kopuş Savunması perspektifinden hukuk eğitiminde yöntem ve model arayışlarını incelemektedir. Çalışmada, klasik hukuk eğitiminin metin merkezli ve pasif yapısının ceza muhakemesi pratiğinin gerektirdiği çok katmanlı becerileri üretmekte yetersiz kaldığı savunulmaktadır. Hibrit Kopuş Savunmasının öngördüğü hukukçu tipi; bağlam okuma, stratejik müdahale derecelendirmesi, etik farkındalık, retorik beceri ve reflektif muhakeme kapasitesi yüksek bir profesyoneldir. Bu nedenle hukuk eğitiminin modern usta-çırak modeli ile aktif ve etkileşimli öğrenme yöntemlerini birleştiren yeni bir yapıya yönelmesi gerektiği ileri sürülmektedir. Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi’nde yürütülen TÜBİTAK 1001 projesi ve 27-28 Nisan 2026 tarihinde gerçekleştirilecek olan “Hukuk Eğitiminde Yöntem Sempozyumu” da bu yönelimin güncel ve kurumsal örnekleri olarak değerlendirilmektedir.
21.04.2026
Ceza muhakemesinde hindsight bias, özellikle soruşturma ve kovuşturma evrelerinde, sanığın davranışlarının sonucun bilgisiyle yeniden yorumlanmasına yol açar. Bir ölüm, yaralama, dolandırıcılık, örgütsel ilişki ya da ihmali davranış gerçekleştiğinde; mahkeme, savcı ve hatta kamuoyu, olay öncesi belirsizlik alanını unutup geçmiş işaretleri olduğundan daha belirgin sayma eğilimine girebilir. Böylece “sonradan bilinen”, “önceden bilinmesi gereken”e dönüşür. Bu da kusur, öngörülebilirlik, kast, taksir, ihmal, dikkat yükümlülüğü ve makul şüphe değerlendirmelerini bozar.
20.04.2026
Makalenin temel iddiası, temsiliyet sezgiselliğinin ceza muhakemesinde yalnızca psikolojik bir ayrıntı değil, aynı zamanda masumiyet karinesini aşındıran, prematüre kanaati besleyen ve savunmanın etkisini azaltan yapısal bir risk olduğudur. Özellikle dosya merkezli yargılama pratiği, yoğun iş yükü, zaman baskısı ve karar vericilerin geçmiş deneyimlerinden ürettikleri tipik olay şemaları, bu sezgiselliği güçlendirmektedir. Bu nedenle sorun sadece bireysel bir algı hatası olarak değil, yargısal kararın oluşum sürecini etkileyen daha geniş bir zihinsel çerçeve problemi olarak ele alınmalıdır.
20.04.2026
Bu çalışmada egosantrik biasın ceza muhakemesindeki beş temel görünümü, Hibrit Kopuş Savunması perspektifinden incelenmektedir. Hâkim bakımından bu yanlılık, dosyanın ilk okunmasında oluşan zihinsel çerçevenin doğal ve merkezî okuma biçimi hâline gelmesiyle; savcı bakımından, soruşturma evresinde kurulan suç anlatısının görünmez şekilde merkezîleşmesiyle; müdafi bakımından, savunmanın kendi kör noktalarını üretmesiyle; tanık bakımından, algısal kesitin olayın bütünü gibi sunulmasıyla; sanık bakımından ise kişinin kendi yaşantısını, niyetini ve bağlamını tek gerçeklik gibi yaşamasıyla görünür hâle gelir. Çalışmanın temel iddiası şudur: Ceza muhakemesinde birçok epistemik bozulma, yalnızca norm ihlalinden değil, aktörlerin kendi perspektiflerini doğal merkez sanmalarından kaynaklanmaktadır. Hibrit Kopuş Savunması ise bu görünmez merkezleri görünür kılmayı, çoğullaştırmayı ve gerektiğinde dereceli biçimde sarsmayı amaçlayan bir savunma yaklaşımı olarak bu probleme güçlü bir teorik ve pratik cevap sunmaktadır
18.04.2026
Bu çalışma, ceza yargılamasında savunma pratiğini “üslup” kavramı üzerinden yeniden düşünmeyi amaçlamakta ve Hibrit Kopuş Savunması perspektifinden özgün bir teorik çerçeve önermektedir. Geleneksel yaklaşımda savunma, çoğunlukla içerik üzerinden değerlendirilirken; bu çalışma, savunmanın etkisini belirleyen temel unsurun büyük ölçüde üslup olduğunu ileri sürmektedir.
04.04.2026
Makale, savunma avukatının mesleki davranış biçimlerini açıklamak amacıyla arketip ve gölge arketip kavramlarından yararlanan bir tipoloji önermektedir. Bu çerçevede stratejist, retorisyen, anlatı mimarı, psikolog, dramaturg, delil mühendisi, çapraz sorgu ustası ve sistem eleştirmeni gibi savunma arketipleri incelenmiştir. Bunun yanında kahraman kompleksi, kurtarıcı kompleksi, sürekli savaşçı, sinik savunmacı, narsistik savunmacı ve aşırı uyumcu gibi gölge arketiplerin savunma pratiği üzerindeki etkileri analiz edilmiştir.
02.04.2026
Ceza yargılaması normatif düzlemde kanunilik, delil serbestisi, vicdani kanaat ve gerekçeli karar ilkeleri üzerine kurulu görünse de uygulamada yargısal karar üretim süreci çoğu zaman bu normatif çerçevenin ötesinde işleyen çok katmanlı bir zihinsel ve kurumsal alan içinde şekillenmektedir. Hâkim karar verirken yalnızca kanun metniyle değil; mesleki alışkanlıklar, kurumsal refleksler, yerleşik yargısal pratikler, ideolojik önkabuller, ahlaki sezgiler, dosya ekonomisi, güvenlik kaygısı ve çoğu zaman farkında bile olunmayan bilinçdışı çıkarım kalıplarıyla da hareket etmektedir.
01.04.2026
Çalışmada yazılı savunmanın çerçeve kurma, prematüre kanaate erken müdahale etme, karara sızma ve üst mahkeme denetimi için kayıt üretme fonksiyonları analiz edilmiştir. Buna karşılık sözlü savunmanın anlık müdahale, psikolojik etki, kanaati sarsma ve çatışma kurma işlevleri ortaya konulmuştur. Ayrıca uygulamada sıkça karşılaşılan “dilekçelerin okunmaması” olgusu değerlendirilmiş ve bu durumun savunma açısından bir zafiyet değil, stratejik bir yeniden konumlanma alanı olduğu gösterilmiştir.
31.03.2026
Önyargı, yargılama öncesinde oluşan ve somut olaydan bağımsız işleyen kapalı bir zihinsel yapı olarak tanımlanırken; prematüre kanaat, yargılama süreci içinde oluşan ancak erken aşamada katılaşan bir değerlendirme biçimi olarak ele alınmaktadır. Bu iki yapı benzer sonuçlar üretse de epistemolojik olarak farklıdır: biri bilgiye kapalıdır, diğeri ise bilgiyi seçici biçimde işler.
30.03.2026
Bu çalışma, müdafinin duruşmayı terkini ve duruşmadan çıkarılmasını Hibrit Kopuş Savunması perspektifinden analiz ederek, bu iki durumun yalnızca usuli işlemler değil; savunmanın ontolojik konumunu belirleyen stratejik müdahale biçimleri olduğunu ortaya koymaktadır. Çalışmada, gönüllü terk ile zorunlu çıkarılma arasındaki fark, “haklı sebep” kavramının genişletilmesi ve savunmanın anlatı kontrolü çerçevesinde değerlendirilmekte; müdafinin bu kırılma anlarını nasıl yönetmesi gerektiğine ilişkin teorik ve pratik bir model önerilmektedir.
30.03.2026
Bu makalede geliştirilen Hibrit Kopuş Savunması modeli, savunmayı “uyum” ve “kopuş” arasında ikili bir tercih olarak değil, beş dereceli bir stratejik yoğunluk sistemi olarak kavramsallaştırmaktadır. Bu sistem, savunmanın duruşma içindeki davranışını ayarlanabilir bir müdahale düzeyi olarak ele alır.
30.03.2026
Ceza savunması, klasik öğretide aktif konuşma, sürekli müdahale ve argüman üretimi üzerinden tanımlanır. Ancak uygulamada savunmanın etkisi, yalnızca ne söylediğiyle değil, ne zaman sustuğuyla da belirlenir. Bu makale, hibrit kopuş savunması perspektifinden sessizliği stratejik bir araç olarak ele almaktadır. Türk ceza yargılaması pratiğinde prematüre kanaat, dosya merkezlilik ve duruşma formalizmi gibi yapısal sorunlar, savunmanın sürekli konuşmasının çoğu zaman etkisizleşmesine yol açmaktadır. Bu koşullar altında sessizlik, pasiflik değil; aksine dikkat yönlendirme, çerçeve kurma ve psikolojik etki üretme aracıdır.
26.03.2026
Bu çalışma, ceza savunması pratiğinde savunma avukatının suça bulaşma riskini çok boyutlu bir perspektifle analiz etmektedir. Savunmanın epistemik konumu, müvekkil bağımlılığı, ekonomik baskılar ve yargısal sistemin yapısal sorunları birlikte değerlendirildiğinde, etik kaymanın yalnızca bireysel bir zayıflık değil, aynı zamanda sistemik bir kırılganlık olduğu ortaya konulmaktadır. Çalışmada, suça bulaşma süreci “gri alanlar”, “fonksiyonel kayma” ve “aktif suça katılım” şeklinde spektral bir modelle açıklanmakta; bu sürecin arkasındaki psikolojik mekanizmalar ise rasyonalizasyon, kademeli kayma ve ahlaki ayrışma kavramları üzerinden incelenmektedir. Türkiye’ye özgü yapısal faktörlerin bu süreci nasıl hızlandırdığı ortaya konulduktan sonra, çözüm olarak “Hibrit Kopuş Savunması” modeli önerilmektedir.
26.03.2026
 1 
Aktif Ziyaretçi3
Bugün Toplam170
Toplam Ziyaret188905