Bu makale, Türk ceza muhakemesi pratiğinde duruşmanın fiilî işleyişi ile normatif düzenleme arasındaki kopuşu, özellikle CMK’nın 215. maddesi üzerinden analiz etmektedir. Çalışmada, delillerin duruşmada gerçekten tartışılmadığı, savunmanın çoğu zaman etkisizleştirildiği ve kararların savunma dinlenmeden oluştuğu uygulama sorunları ele alınmaktadır. Bu bağlamda “hibrit kopuş savunması” modeli geliştirilerek, savunmanın sistem içinde kalarak mikro müdahaleler yoluyla yargılamaya nasıl etki edebileceği ortaya konulmaktadır. CMK 192, 215, 217 ve 33 maddeleri birlikte değerlendirilerek, mikro müdahalenin yalnızca bir hak değil, aynı zamanda yargılamanın çelişmeli yapısını koruyan zorunlu bir mekanizma olduğu ileri sürülmektedir. Makale ayrıca Türk uygulaması için somut reform önerileri sunmaktadır. |
19.03.2026 |
17.03.2026 |
Ceza Duruşmasının Büyük Teorisi
Hukuk – Retorik – Dramaturji – Psikoloji – Anlatı
Giriş: Ceza Duruşmasını Anlamanın Sorunu
Ceza yargılaması hukuk literatüründe çoğu zaman normatif bir perspektif içinde ele alınır. Bu yaklaşım ceza muhakemesini büyük ölçüde hukuki kuralların uygulanmasından ibaret bir süreç olarak tasvir eder. Oysa mahkeme salonunda gerçekleşen etkileşimler dikkatle incelendiğinde ceza duruşmasının bundan çok daha karmaşık bir yapıya sahip olduğu görülür.
Gerçek bir ceza duruşması yalnızca kanun maddelerinin uygulanmasından ibaret değildir. Mahkeme salonunda aynı anda çok sayıda sosyal süreç işler: taraflar birbirlerini ikna etmeye çalışır, kurumsal roller sahnelenir, psikolojik etkiler ortaya çıkar ve olayın nasıl gerçekleştiğine dair farklı anlatılar yarışır. |
12.03.2026 |
Ceza yargılamasında hâkim kararlarının yalnızca normatif hukuk kurallarıyla açıklanamayacağı uzun süredir hukuk sosyolojisi ve hukuk realizmi literatüründe kabul edilmektedir. Mahkeme kararları çoğu zaman formel hukuk kurallarının ötesinde çeşitli psikolojik, sosyal ve kurumsal faktörlerin etkisi altında şekillenir. Bu faktörler literatürde “informel determinantlar” olarak adlandırılmaktadır.
Bu makale, ceza yargılamasında hâkimin akıl yürütme süreçlerini entimem kavramı üzerinden analiz ederek informel determinantların karar süreçlerine nasıl sızdığını incelemektedir. Çalışmada hâkimin bilinçli ve bilinçdışı entimemleri, yargısal kanaatin oluşumunda rol oynayan informel determinantların bilişsel mekanizması olarak ele alınmaktadır. Ayrıca savunma avukatının bu görünmeyen akıl yürütmeleri nasıl tespit edip kırabileceği tartışılmaktadır. |
11.03.2026 |
Ceza yargılaması teorik olarak hukuki normların, delillerin ve usul kurallarının uygulanmasına dayanan rasyonel bir süreç olarak tasarlanmıştır. Ancak pratikte yargısal kararlar yalnızca hukuki normların mekanik uygulanmasının sonucu değildir. Karar süreci aynı zamanda hâkimin bilişsel süreçleri, mesleki alışkanlıkları ve kurumsal dinamikler tarafından da şekillenir. Bu nedenle ceza muhakemesi, sadece normatif bir sistem değil aynı zamanda psikolojik ve sosyolojik bir karar verme alanıdır.
Son yıllarda hukuk sosyolojisi ve bilişsel psikoloji literatüründe, yargısal kararların oluşumunda informel determinantlar olarak adlandırılan faktörlerin önemli rol oynadığı vurgulanmaktadır. Bu faktörler arasında hâkimin ön kabulleri, kurumsal alışkanlıklar, zaman baskısı, dava anlatıları ve bilişsel kestirme yollar yer almaktadır. |
11.03.2026 |
1 2 3 4 5 ![]() |