• Anasayfa
  • Favorilere Ekle
  • Site Haritası

Neslihan Kayhan ve Fahrettin Kayhan Avukatlık Bürosu

DOSYA VE REFORM

 

 

Ceza Muhakemesi Kanununda "dosya" sözcüğü yirmi sekiz ayrı maddede geçmektedir.  Bu maddelerin sekizi dosyanın bir yerden başka bir yere gönderilmesi, dört tanesi bir belgenin dosyaya konulmasıyla ilgilidir.  "Dosyanın incelenmesi"yle ilgili ise sadece üç madde bulunmaktadır. Bu maddelerde geçen "dosya"  sözcüğü,  dosya gömleği denilen karton muhafaza içinde somut bir uyuşmazlıkla ilgili tüm fiziki evrakların toplanmış halini ifade etmektedir. CMK'nun 308/A maddesi hariç diğer tüm maddeler, bu fizikî dosyadan bahsetmektedir. Anılan madde ise UYAP'ta kayıtlı e-dosyadan söz ediyor. Bu yazımızın konusunu fiziki dosyalar oluşturmaktadır.

CMK'nunda dosyaya, soruşturma evresinde "soruşturma dosyası," kovuşturma evresinde "kovuşturma dosyası," kovuşturma evresinin tamamlanmasından sonra ise "dava dosyası"   denilmektedir.

CMK'nun 170 ve 174. Maddesi birlikte incelendiğinde Cumhuriyet Savcısı iddianamesini düzenledikten sonra iddianameyle birlikte o vakte kadar oluşturduğu soruşturma dosyasını da mahkemeye verir.

Mahkeme, iddianamenin değerlendirilmesi aşamasında iddianameyi ve soruşturma dosyasını inceleyerek bir kanaat oluşturur.  Öğretide İddianamenin değerlendirilmesi sonucunda mahkemece iddianamenin iadesine veya kabulüne karar verilmesinin ihsası rey olmadığı ileri sürülmüştür[i]. Ancak ihsas etmemeye gayret etse bile hâkim daha dava başlamadan soruşturma dosyasını incelemiş ve kaçınılmaz olarak bir "önyargı" oluşturmuştur. Hakimin duruşmadan önce soruşturma dosyasını okuması halinde bir önyargı oluşturmaması insan psişesine aykırıdır.

İddianamenin davaya bakacak mahkeme tarafından değerlendirilip, iddianamenin kabulüne karar vermesi, mahkemenin tarafsızlığından her halde şüpheye düşüren bir haldir. Zira mahkeme bu kararıyla sanığın suçu işlediğinde dair yeterli şüphenin olduğunu ve onun kuvvetle muhtemel mahkûm olacağını açıklamaktadır. Kanaatimizce, iddianamenin değerlendirilmesi gibi bir ara aşamaya ihtiyaç varsa bu değerlendirmeyi davaya bakacak mahkemeden başka bir merci -örneğin sulh ceza hâkimi- yapmalıdır.

CMK'nun m. 174 - (1)'e göre iddianamenin kabulüyle, kamu davası açılmış olur ve kovuşturma evresi başlar.  O ana kadar yaşamını soruşturma dosyası olarak sürdüren dosya, kovuşturma dosyasına dönüşür.  Artık dosya mahkemenin malıdır.

Duruşma salonunda muhakeme sujeleri gibi kovuşturma dosyasının da bir yeri vardır.  Mevcut uygulamada bu yer,  duruşma kürsüsünde hâkimin veya mahkeme başkanının önüdür. Bize göre kovuşturma dosyasının duruşma salonundaki işgal ettiği  yer, duruşma savcısının oturduğu ve duruşmayı gözlemlediği yer kadar yanlıştır. 

Kanaatimizce duruşmanın başında Kovuşturma dosyasının dosya gömleği ve içindeki iddianame hariç, tüm içeriği duruşma savcısının önünde bulunması gerekir. Adil bir yargılama yapılacaksa davaya bakacak hâkimin, davanın başında iddianame dışında dosya içeriğiyle hiç temas etmemiş olması gerekir.  Hâkim duruşmada ibraz ve ikame edilmemiş delillerle daha kovuşturma bile başlamamışken  temasa geçmemelidir. Ancak böyle hâkimin sıfır önyargıyla duruşmaya başladığından emin olabiliriz. Kovuşturma dosyası duruşma savcısının ve savunmanın duruşma sürecinde sundukları belgelerle ve gösterdikleri delillerle duruşma sürecinde tedricen oluşturulmalıdır.

Mevcut sistemde hâkim savcının hazırlayıp verdiği soruşturma dosyasını duruşmadan önce okumuş olarak çoğu kez dava hakkındaki hükmünü peşinen vermiş olarak duruşmaya başlamakta ve belki farkında bile olmadan bu peşin yargının çizdiği çerçeve içinde duruşmayı yönetmek durumunda kalmaktadır. Bu yöntemde  teyit yanlısı bir tutum kaçınılmaz hale gelebilir.  Hakim başlangıçta oluşturduğu önyagıyı destekleyen argümanları işitirken, buna karşı argümanlara sağırlaşabilir.   Dosyayı önceden bilen bir hâkim için duruşma süreci katlanılmaz ve gereksiz bir formaliteye ve bir  müz'iç külfete  dönüşür.  Bu insan doğasının gereğidir.  Ne kadar olgun olursa olsun hiçbir insan bundan kaçınamaz.  

Öte yandan her ne kadar ceza muhakemesi kanunumuz duruşmanın tek celsede tamamlanmasını amaçlamış ise de bu amaç hayata geçirilememiştir. Hatta zaman içinde bu amaçtan daha da uzaklaşılmaktadır. Uzun aralıklarla ertelenen duruşmalar, sık hakim ve heyet değişiklikleri duruşmaları göstermelik etkinliklere dönüştürmüştür. Ceza muhakemesinde bugün davaların ezici çoğuncuğunda hükümler gerçekte dosya üzerinden verilmektedir. Oysa CMK m.217 (1)2e göre hâkim, kararını ancak duruşmaya getirilmiş ve huzurunda tartışılmış delillere dayandırabilir. 

Bu nedenlerle Ceza muhakemesinde yapılacak en etkili ve öncelikli reform,  hâkim veya mahkeme başkanının önündeki dosyaları alıp duruşma savcısının önüne koymak olacaktır.
 
 
 
 
 

[i] Ahu KARAKURT "Türk ceza muhakemesi hukukunda iddianamenin iadesi," TBB Dergisi, Sayı 82, 2009,  s.1-31;  Özkan GÜLTEKİN : İddianamenin İadesi, Terazi Hukuk Dergisi, Cilt: 1, Sayı: 3, Kasım 2006, Sayfa: 49-62

 

  
201 kez okundu

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yapmak için tıklayın
Aktif Ziyaretçi1
Bugün Toplam5
Toplam Ziyaret30518