• Anasayfa
  • Favorilere Ekle
  • Site Haritası

Neslihan Kayhan ve Fahrettin Kayhan Avukatlık Bürosu

MÜDAFİDEN HUKUKSAL VE TOPLUMSAL ROL BEKLENTİLERİ (II)

(Metin Feyzioğlu- Ümit Kocasakal Vakası)

  (II)

Ümit Kocasakal, Adnan Oktar örgütü davasında her hangi bir sanığının müdafiliğini üstlenmemiş olmasına, sadece müdafi ve sanık haklarına ilişkin bilimsel mütalaa vermiş olmasına karşın sanki müdafilik üstlenmiş gibi kendi mahallesi  tarafından toplumsal linçe maruz kalmıştır.  Toplumsal infial yaratan  bir başka davada müdafilik üstlenen  avukat  Metin Feyzioğlu'dur. Münevver Karabulut davasında Nida Garipoğlu'nun müdafiliğini üstlenen  Metin Feyzioğlu, bu davdaki müdafiliği nedeniyle aradan 10 yılı aşkın zaman geçmesine karşın halen hatırlanmakta ve kınanmaktadır. Kocasakalı eleştiren bazı twitlerde,  Karabulut davasına da atıf yapılarak Ümit Kocasakal, Metin  Feyzioğlu ile birlikte eleştirilmektedir.

Mine G.Kırıkkanat'ın twitine İrfan Kalmaz, "Ümit Kocasakal, Metin Feyzioğlu gibi tam bir hayal kırıklığı, ikisi de  CHP gnl. Bşk.lığına oynadılar, olmayınca dümeni terse kırdılar," diye cevap verirken bu twite Mine G. Kırıkkanat, "zaten birbirlerine koltuk değnekçiliği yapar, arka çıkarlar hep. Aynı malzeme." Diye karşılık veriyor. Yavuz Baykal, "Sonunda Metin gibi olmasın. O da bir zaman para için ilginç bir davayı almıştı… Sonu sarayı alkışlar hale geldi. Acaba hocanın gidişide bu olmasın.. gerçi şaşırmayın…"  şeklinde yorum yapıyor.

Münever Karabulut- Metin Feyzioğlu Vakası

Kırıkkale'de eski eşi Fedai Baran tarafından bıçaklanarak öldürülen Emine Bulut vakası[i] ile ilgili olarak Metin Feyzioğlu, 23.8.2019 tarihinde Twitter'da şu paylaşımda bulundu:
 
Hani bazen boğazınız düğümlenir, derin nefes alamazsınız. İşte böyleyiz şu anda bu vahşeti bizlere yaşatan o caniye söylüyorum. Sen insan olamazsın. Daha kaç canımız yanacak? Şiddetsiz toplum için partiler üstü bir devlet politikasına ihtiyaç var.

Feyzioğlu'nun bu twitine Kumtemir Ahmet, "Münevver Karabulut'un katili Cem Gariboğu'nu savunan birine göre fazla iddialı konuşuyorsun." Şeklinde cevap verirken, Sue Ellen adlı kişi "Gariboğlu'nun  avukatlığını ise  Türkiye Barolar Birliği Başkanı Metin Feyzioğlu üstlendi.  Münever'in  babası Süreyya Karabulut dün bir açıklama yaparak, Feyzioğlu'nun  Garipoğlu ailesinden bir milyon dolar aldığını ileri sürdü. O yüzden geç bu palavraları M. Feyzioğlu!" şeklinde yorum yaparken Erkan Beşiktaş ise, "Harbiden Metin Bey Münevver Karabulut için de düğümlendi mi boğazın" şeklinde paylaşımda bulunmuş.

Keza Özgecan Aslan cinayetinde de Metin Feyzioğlu Twitter hesabından: "İçimiz yanıyor. Canımız evladımız... Bu vahşetin hesabı elbette sorulacaktır. #ÖzgecanAslan" mesajını paylaşmış, Feyzioğlu'na takipçileri Münevver Karabulut cinayetindeki müdafiliğine atıf yaparak eleştirilerde bulunmuş, Metin Feyzioğlunun twiti ve takipçilerinin twitleri Sabah Gazetesinde  "Metin Feyzioğlu'nun Sözleri Çıldırttı" başlığıyla ve "Feyzioğlu'nun da içi yanmış" alt başlığıyla  haber yapılmıştı[ii].  Sabah Gazetesi'nin  bu haberinde  Metin Feyzioğlu'nun Münevver Kabulut'un katili  Cem Gariboğlu'nun  avukatı olduğu vurgulanmıştır. Oysa Cem Garibolu'nun avukatı  Metin Feyzioğlu değil, İstanbul Barosu avukatlarından Avukat Aytekin Kaya idi[iii]. Metin Feyzioğlu sanıklardan Nida Gariboğlu'nun avukatı idi.  Nitekim Metin Feyzioğlu Hürriyet Gazetesinde verdiği röportajda bu durumu açıklamış müdafilik rolüne bakış açısını şu şekilde açıklamıştır:


''Ben Nida Garipoğlu'nun avukatıyım. Olay çok ama çok trajik. İnsanın aklının alması mümkün değil. Ancak suçlu olduğunu düşündüğüm kimsenin davasını bugüne kadar almadım. Zaten savcı, baba hakkında beraat istedi. Davayı aldığımda Baro Başkanı değildim. Bir kişinin suçsuz olduğuna inanırsam, davayı alırsam basın ne der, toplum ne der diye düşünmem. Bu toplumun, suçlanan kişinin mahkum olana kadar suçsuz kabul edileceğini, herkesin savunma hakkına sahip olduğunu artık anlaması gerekiyor. Bu dava bana mesleki açıdan büyük bir deneyim kazandırmıştır. Google Eart’ten İstanbul haritası indirdik. Salon boyunda bir kağıda döktük. Cep telefonu kayıtlarıyla dakika dakika Nida beyin evden çıktıktan sonra nerede olduğunu ve kimlerle konuştuğunu harita üzerinde işaretledik. Olay saatinde olay yerinde değildi. Bu delili bulduğumda düşüncem de doğrulanmış oldu. Niye dava aldın diye kınamadım kimseyi hayatımda ama belirli davaları da hiç almadım.[iv]"


Münevver Karabulut'un katili Cem Gariboğlu'nun müdafisi Aytekin Kaya hakkında internette ve sosyal medyada yaptığım araştırmada dava devam ederken yaptığı savunmalar nedeniyle bazı eleştiriler yapılmış ise de  Nida Gariboğlu'nun avukatlığını üstlenen Metin Feyzioğlu gibi sosyal linçe maruz kalmamış, bir süre sonra da unutulmaya terk edilmiştir.  Her nasılsa müdafiliğini üstlenmediği halde Metin Feyzioğlu aradan 10 yıl geçmesine rağmen hâlâ Cem Gariboğlu'nun müdafiliğini üstlenmiş gibi eleştirilmeye devam edilmektedir.  Bir ceza avukatı olan Feyzioğlu Cem Gariboğlu'nun müdafiliğini de üstlenebilirdi. Hatta Feyzioğlu Cem Gariboğlu'nun müdafiliğini üstlenmiş olsaydı tanınmış bir avukat ve ceza hukuku profesörü olarak hukuk fakültelerinde ve staj eğitimlerinde  teorik  olarak anlatılan "savunma hakkının kutsallığı" konusunda başta öğrencileri olmak üzere topluma eylemli ve etkili bir ders vermiş olurdu.  

Metin Feyzioğlu da  "suçlu olduğunu düşündüğüm kimsenin davasını bugüne kadar almadım," "Niye dava aldın diye kınamadım kimseyi hayatımda ama belirli davaları da hiç almadım.[v]" diyerek  Şahin Mengü gibi çekince koyarak  savunma hakkını ve müdafinin rolünü savunmuştur. TBB başkanlığı yapan ve bir ceza hukukçusu olan Feyzioğlu'nun da müdafinin hukuksal rolünü bilişsel düzeyde çok iyi bilmesine rağmen içselleştiremediğini göstermektedir.

İncelediğimiz her iki vakada da müdafilik zorunludur. Yani yargılamanın yapılabilmesi için sanıkların bir müdafi tarafından savunulması kanuni bir zorunluluktur. Yani bazı avukatlar "bu tür davaları" veya bu "belirli davalarda" müdafilik yapacaktır ve yapmaktadır. Bu iki davada da müdafi olmadan hukuksal olarak ne sanığın sorgusu yapılabilir ne de yargılamaya devam edilerek sanık hakkında bir hüküm kurulabilir.  

O halde Kocasakal ve Feyzioğlu meslekleri olan avukatlığı icra ettikleri için neden eleştirilmektedir? Eleştiriler incelendiğinde eleştirilerin -kısmen-  her ikisinin de diğer toplumsal statülerinden kaynaklandığını anlıyoruz. Ümit Kocasakal'ın, avukatlık dışında CHP genel başkanlığı adaylığı, Eski İstanbul Barosu Başkanlığı, ulusalcılık, Atatürkçülük ve ceza hukuku profesörlüğü  gibi soysal statüleri bulunmaktadır. Keza Metin Feyzioğlu da, Türkiye Barolar Birliği Başkanıdır. Bunun dışında CHP Parti Meclisi üyeliği yapmıştır ve Ceza hukuku profesörüdür.  

Eleştiri sahipleri tarafından Kocasakal ve Feyzioğlu'nun avukatık dışındaki bu statülerinden kaynaklanan rol beklentileri ile avukatlık statüsünden kaynaklanan rol beklentisi arasında bir çelişki olduğu düşünülmektedir.  Bu yüksek statülere sahip avukatların, toplumun nefretini kazanan davalarda sanık müdafiliği yapması, hatta müdafilik yapmasa bile mütalaa vermesi şiddetle kınanmaktadır.  Böyle bir çelişki olduğunu düşünenler ve kınayanlar arasında ne yazık ki tanınmış sosyologlar,  hukukçular ve yazarlar bulunmaktadır. Toplumdaki anahtar statüsü  sadece avukatık olan müdafiler ise genellikle dava gündemde kaldığı sürece toplumsal kınamaya ve toplumsal lince ve maruz kalmakta, dava gündemden düşünce unutulmaktadır.  Bu durum avukatlık mesleğinin ve özellikle müdafiliğin sadece halk tarafından değil, aydın kabul edilen kesimlerce de tanınmadığını/benimsenmediğini  göstermektedir.
 
(Devam edecek)
 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

  
219 kez okundu

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yapmak için tıklayın
Aktif Ziyaretçi1
Bugün Toplam17
Toplam Ziyaret27801