• Anasayfa
  • Favorilere Ekle
  • Site Haritası

Neslihan Kayhan ve Fahrettin Kayhan Avukatlık Bürosu

HUKUKUMUZDA TUTUKLAMA CEZASI

 

 

Ceza muhakemesi hukukuyla az çok ilgilenmiş herkes yazının başlığına şiddetle itiraz edecek ve haklı olarak beni bilgisizlikle  suçlayacaktır.  Bu başlığa hukuk fakültelerinde ezberletilen ve yeni açıklanan Yargı Reformu Strateji Belgesindeki kelimesi kelimesine şu argümanlarla karşı çıkacaklardır:

Tutuklama bir cezalandırma aracı değil, ceza soruşturma ve kovuşturmalarının etkinliğinin temini için düzenlenmiş bir koruma tedbiridir. Mevzuata göre tutuklama, istisnai nitelikte olup öncelikli olarak değerlendirilecek husus, adli kontrol tedbirinin yeterli olup olmadığıdır. Tutuklulukta geçen sürenin, makul olması Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin 5'inci maddesinde öngörülmüş temel bir ilkedir. Yargı Reformu Stratejisi ile; a. Tutuklamanın istisnai bir tedbir olduğuna, b. Tutuklamanın zorunlu hâllerde ve ölçülü bir tedbir olarak uygulanmasına, c. Tutukluluk süresinin makul olmasına vurgu yapılmaktadır. Bu kapsamda mevzuatın uygulamayla birlikte değerlendirileceği ve gerekli değişikliklerin yapılacağı iradesi ortaya konulmaktadır[i].

 

35 yıl önce hukuk fakültesindeyken de tutuklama benzer şekilde anlatılmıştı. Halen de öyle anlatılmaktadır. Ancak meslek pratiği bize göstermiştir ki, realist bakış açısıyla uygulamaya bakıldığında tutuklama,   ceza muhakemesi hukuku kapsamında ele alınması gereken bir tedbir değil, maddi ceza hukuk kapsamında incelenmesi gereken  "süresi gayrimuayyen hapis cezası" türüdür. 

Nitekim Ceza reformu stratejisi belgesindeki tutuklamayla ilgisi ifadeler analiz edildiğinde, bu belgenin açıklandığı tarihe kadar hukukumuzda tutuklamanın bir cezalandırma aracı olarak kullanıldığının, tutuklamanın kural tutuksuz yargılanmanın istisna kabul edildiğinin, tutuklulukta geçen sürelerin makul olmadığının, tutuklamanın zorunlu olmayan hallerde de ölçüsüz olarak uygulandığının kabulüne dayandığını anlarız. Aksi halde belgede böyle başlık veya tutuklamayla ilgili böyle bir reform stratejisi yer almazdı. Görünen o ki, yargı reformu ile uygulamadaki bu durumun tersine çevrileceği taahhüt edilmektedir.  Ancak yargı reformundaki mevzuat deşikliği taahhüdünü tam olarak anlayamadığımı itiraf etmeliyim. Tutuklamayla ilgili hükümleri okuduğumuzda bu reformun mevzuat düzleminde  zaten çoktan yapılmış olduğunu  görüyoruz.  Acaba tutuklama tedbirinin tümden yasaklanması mı düşünülüyor?

Pekiyi, yargı reformu, fiilen yürürlükte olan  "tutuklama cezasını"  bir koruma tedbirine" dönüştürebilecek midir?

Bu sorunun cevabını sosyal medyanın da soruşturma sürecine  "fiili jüri sıfatıyla" etkin olarak katıldığı somut bir olay üzerinden inceleyelim.  Tweter'a düşen bir videodan anlaşıldığı kadarıyla Rize'de genç bir adamla genç bir kadın önce tartışıyor. Adamla kadın arasında bir arbede yaşanıyor. Sonra adam kadına bir yumruk atıyor. Kadın yere düşüyor. Adam yere düşen kadına iki tekme daha atıyor. Sonra bir adam olaya müdahale ediyor,  saldırgan olay mahallinden uzaklaşıyor. Videonun twittera düşmesiyle soruşturma açılıyor.  Adam yakalanıp gözaltına alınıyor ve savcı tarafından tutuklama istemiyle mahkemeye sevk ediliyor.   Mahkeme şüpheliyi adli kontrolle serbest bırakıyor. Sosyal medya bu aşamada soruşturmaya tekrar  el koyuyor.  Hâkim ve savcıyı eleştiren sayısız twit yayınlanıyor.  Bu twitlerden  paylaşımcıların sosyal konumu nedeniyle yarattıkları/yaratacakları  "sosyal etki"  bakımından önemli gördüğüm altı tanesi aynen şöyle:

Psikiyatr Prof. Dr. Nevzat Tarhan "Şiddeti çare gören insan tipi sözden anlamayan vahşilerdendir. Bu kişiler bedel ödemedikçe devam ederler. Serbest bırakan hâkim kendi kızının kafasına tekme atılsa aynı kararı mı verirdi?

Hüseyin (ahşap tasarım ve dekoratif ürünler pazarlamacısı) : "Acaba aynı durum kendi kızlarına yapılsaydı serbest bırakır mıydı?  Ya da bir milletvekili kızına bunu yapsaydı yine de serbest bırakılır mıydı?"

Nörolog Prof. Dr. Sultan Tarlacı da "Yarın başka birine ARTARAK OLUR beyni kanar ölür. Çünkü nasılsa serbest kalınıyor. Bu toplumsal ve kadına şiddetin önünü açmaya izin vermek değil mi? Twitle madde özendiriliyor diye 7 yıl hapis verilenle  bu özendirme ve sıradanlaştırma ne kadar farklı?"

Haluk Levent (Sanatçı): "Niye Savcım niye? /Bu ölümüne tekme değil mi?/O tür tekme ile kaç insan öldü?/  bu kadar kolay mı sayın savcım. Kolay mı)?'

Faruk Sayan (Edebiyat öğretmeni/özel eğitim öğretmeni) : Sanırım Türk Anayasaları Afrikanın en gelişmemiş ülkelerinden alınmış. Madem anayasa gereğini yapmıyor kızın akrabaları yapmalı. Ölümüne dövün nasılsa ölmezse serbest kalırsınız" örneği var delilli şekilde."

Stajyer Avukat Bedrana Kambur: "Ben de stajyerim, içindeyim ancak ne yazık ki kamuoyu oluşmadan bu işler yeterli ciddiyetle ele alınmıyor.

 

Seçtiğimiz bu altı twit toplumun genel olarak hukuka ve hukuk uygulamasına bakışını yansıtıyor.  Özellikle uzmanlık alanıma girmemekle birlikte birkaç adli psikiyatri ve psikoloji kitabı okumuş bir hukukçu olarak,  okuduğum eserlerde rastlamadığım yerel bir kişilik taksonomisini  (sözden anlamayan vahşiler) tanınmış bir psikiyatrdan işitmiş oldum. 

Sosyal medyadaki bu eleştirilerin akabinde Şüpheli,  Cumhuriyet Başsavcılığının itirazı üzerine tekrar gözaltına alınıp tutuklanıyor.  Bu kararda sosyal medya etkisinin olup olmadığını bilemiyoruz. Ama  tutuklama kararının duyulmasından sonra, tutuklamanın sosyal medyada oluşturulan kamuoyu baskısıyla  başarıldığını,  sosyal medya baskısı olmasaydı   tutuklamanın gerçekleşmeyeceğini, adaletin sağlanamayacağını, şüphelinin cezasız kalacağını  ifade eden   sayısız twit yayınlandı.

Pekiyi, şüpheliyi adli kontrol şartıyla serbest bırakan ve sosyal medyada  ağır eleştirilere, hatta hakaretlere maruz kalan hâkim niçin adli kontrol şartıyla tahliye  kararı vermiştir?

Dosyayı görmediğimiz için bilemiyoruz. Ancak tecrübelerimize dayanarak tahminde bulunabiliriz.  Öncelikle mağdurenin alınan yarım sayfalık adli tıp raporunda mağdureyi muayene eden hekim  "muhtemelen"  mağdurenin baş ve yüz bölgesinde basit tıbbi müdahaleyle giderilebilecek nitelikte ekimoz ve sıyrıklar tesbit ettiğini, hayati tehlikesinin olmadığını beyan etmiş olabilir. Hâkim, bu adli tıp raporunu,  müşteki ve mağdurenin ifadelerini, tanıkların ifadelerini vs. incelemiştir. Video kaydının dışında  şüpheli ve mağdure ile ilgili birçok veriye ulaşmıştır.   Tüm bu incelemelerden sonra adli kontrol tedbirinin yeterli olacağı kanaatiyle bu kararı vermiştir. Kararın gerekçesi ve dosya elimizde olmadığından derinlemesine bir değerlendirme yapamayız. Ancak hâkimin kararını,  tutuklama tedbirinin düzenlendiği CMK 100 ve devamı maddeleri kapsamında ve Yargı reformu strateji belgesinde yer alan taahhütler çerçevesinde değerlendirdiğimizde  açık bir hukuka aykırılık gözükmemektedir.

Ne var ki mesele bu kadar basit de değil. Aralarında profesörlerin de bulunduğu kamuoyu, şüphelinin serbest bırakılmasının ve tutuksuz yargılanmasının eyleminin cezasız kaldığı/ kalacağı veya yargılama sonunda caydırıcı bir ceza verilmeyeceği şeklinde değerlendiriliyor ve bundan kaygı duyuyor. Bu nedenle kamuoyu da tutuklamayı yaygın olarak uygulanması gereken bir cezalandırma aracı olarak görüyor. Cezanın, yargılama yapılmadan ve en ağır şekilde derhal uygulandığını görmek istiyor. Tutuklama sürelerini yeterli görmüyor.  Yapılacak bir yargılamaya ve sonucuna güveni sabrı yok. Halk arasında tahliye, beraat olarak algılanıyor.

2009 yılında gerçekleşen bir olay nedeniyle açılan ve halen derdest bir davada olaydan tam 10 yıl sonra 2019 yılında mahkemenin görevlendirdiği bir uzlaştırmacıdan alay edercesine  "uzlaşmak ister misiniz?" telefonu almış biri olarak bu kaygıya hak vermemek elde değil.  Bu kaygıyı analiz etmek için avukatların çok sık karşılaştığı, "dava ne kadar sürer" "bu suçun yatarı ne?" ve  "zamanaşımı ne zaman doluyor?" sorularıylailgili  ve bir savunma stratejisi olarak yaygın olan "zamanaşımına oynamak" başlıklı bir veya birkaç yazı kaleme almak  gerekir.

Bu olay vesilesiyle üzerinde düşünülmesi gereken başka bir olguyu,  Stajer Avukat Bedrana Kambur adlı meslektaşımız,  "Ben de stajyerim, içindeyim ancak ne yazık ki kamuoyu oluşmadan bu işler yeterli ciddiyetle ele alınmıyor" sözleriyle ifade ediyor. Daha mesleğin başında huuk sisteminden  umudunu kesmiş birçok gençten biri.  Geçen sene bir baba,  hâkimlik sınavına giren kızı için "Abdülhamit Gül'e nasıl ulaşırız, onu araştırıyoruz" demişti.  Bu soru kalıbının farklı kullanımlarını çok daha önceleri "Cemil Çiçek'e nasıl ulaşırız?" "Lütfullah Kayalar'a nasıl ulaşırız?" "Mehmet Moğoltay'a nasıl ulaşırız?" "Seyfi Oktay'a nasıl ulaşırız?" biçimindeki varyasyonlarını hâkimlik sınavına giren stajyer avukatlardan meslek hayatım boyunca sıkça duymuştum. Türkiye'de yargının sosyal zemini böyle böyle oluşuyor.  Bu çürük sosyal zeminde hak aramak için, eğer daha etkili başka bir yol bulamazsanız  "kamuoyu oluşturmak" yargıyı etkilemenin en masum ve etkili yolu gibi algılanıyor.

Adi vakalarda tutuklamanın ceza olarak uygulanması toplumu rahatsız etmediği gibi, bilakis rahatlatıyor ve adalet duygusunu tatmin ediyor. Kötü ve yavaş işleyen  yargılamanın ve kötü infaz sisteminin bir telafi mekanizması olarak çoğu zaman işe de yarıyor. Ancak bu telafi mekanizması hem tutuklama kurumunu aslından uzaklaştırıp yozlaştırıyor, hem de kötü yargılama ve kötü infaz sisteminin aksaklıklarını görünmez kılıyor. 

Ne var ki  bu kökleşmiş  pratik,  tutuklamanın bir ceza olarak uygulanmasının meşruiyetini pekiştiriyor, uygulamayı   "hakim ethosu" haline getiriyor.  İş siyasal nitelikli davalara geldiğinde"tutuklama cezası," intikam ve siyasi hesaplaşma, muhalif düşünenleri yargısız cezalandırma  araçlarından birine dönüşüyor. Her dönemde  hoyratça ve hukuka aykırı şekilde uygulanan "koruma tedbirleri" konjonktür değiştiğinde benzer yöntemlerle  gerçekleştirilecek bir diğer hesaplaşmanın zeminini hazırlıyor.

Google'da "tutuklu kaldı beraat etti" anahtar sözcükleriyle yapacağımız bir arama, uzak ve yakın hukuk tarihimiz boyunca tutuklama cezasının hukuksal, sosyal ve siyasal  vahim sonuçları konusunda fazlasıyla fikir verecektir.

 

 

 

 

 

 

 

 

 



[i] Yargı Reformu Stretejisi,Mayıs 2019.

  
313 kez okundu

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yapmak için tıklayın
Aktif Ziyaretçi1
Bugün Toplam21
Toplam Ziyaret27805